|
SİBER FOTOĞRAF VE ÜÇ TEMSİLCİSİ: YANG YONGLİANG, LİAM WONG VE AYDIN BÜYÜKTAŞ
Okan Özgen* YZ. Öğr. Gör. Yaşar Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi; Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Fotoğraf Anasanat Dalı Doktora öğrencisi. Dalı, ORCID ID: 0000-0003- 2763-4890
Giriş Siber fotoğraf kavramı perspektifinde öncelikle “sibernetik” kavramı ele alındığında kültürel kökenlerinin Platon dönemine kadar gittiği görülmektedir. Sibernetik,etimolojik olarak Yunanca, "dümenci" anlamındaki “kybernétes” den gelir; canlı ve cansız tüm karmaşık sistemlerin denetlenmesi ve yönetilmesini inceleyen bilim dalı olarak tanımlanabilir. Sibernetik’te iletişim ve kontrol iki önemli bileşen olarak ortaya çıkmaktadır. Sibernetik’in kurucusu, Matematikçi Norbert Wiener (1894-1964), aynı adlı kitabında konuyu geliştirmiş, termodinamiğin ikinci yasasındaki “sistemlerin düzeninin bozulması” ve düzensizlik yani “Entropi” nin başlamasını ortaya koymuştur. Wiener’in ilham kaynağı istatistiği fizik bilimine uyarlayan Josiah Willard Gibbs (1790-1861) olmuş, olasılıkların ve sistemlerin değişebileceği konusu gündeme gelmiştir. Gibbs böylelikle rastlantıyı bilimin içine almıştır. Entropi nasıl düzensizliğin bir ölçüsüyse, mesajların taşıdığı bilgi de, düzenliliğin bir ölçüsüdür. Gerçekten temelde, bir mesajın taşıdığı bilgiyi, entropisinin negatifi veya olasılığının logaritmasının negatifi olarak alabiliriz (Wiener, 1982: 34). Yeni bir fenomen olarak ortaya konan “Sibernetik” kavramı “Siber estetik” ve “Siber sanat”ın da ilham kaynağı olarak büyük bir paradigma kaymasını temsil etmektedir. Bu bağlamda, Donna Haraway’in (1944), 1985'te Socialist Review'da yayınlanan “Bir Siborg Manifestosu", başlıklı denemesinde, siborg kavramı dolayısıyla,insanı, hayvandan ve insanı makineden ayıran katı sınırların reddedildiğini de hatırlayabiliriz.
İçinde yaşadığımız Siber kültür evrenini, bilim ve teknolojinin çok ilerlediği, buna rağmen insanların büyük çoğunluğunun distopik koşullarda yaşadığı, toplumsal düzenin radikal bir şekilde değiştiği ve Siberpunk kavramının estetik bir çıktı olarak yaygınlaştığı bir dünya tasarımı olarak değerlendirebiliriz.
Yakın geçmişte, Matrix, Ghost in the Shell gibi birçok bilim-kurgu filme ilham vermiş olan ve 1984 yılında yayınlanan Neuromancer, yazarı William Gibson'ın dünya çapında üne kavuşmasını sağlayan ilk siberpunk romanı olmuştur. Sayıları giderek artan ve tüm mecralara yayılan bu yeni evren tasarımı, başka dünyaların alternatif zamanlarının içine dalma deneyimi ve interaktivite ile tüm duyuların etkilenmesini, sanal bir ortamın içine çekilerek yaşanan bilişselliği etkilemektedir. Siber fotoğraf XXI. Yüzyılda yaşanan dijital devrimle; mekanik yöntemlerle üretilen, doğrusal ve iki boyutlu hareket alanına sahip metin formu yerini doğrusal olmayan, üç boyutlu hareket alanına sahip ve farklı medya ve formatları içinde barındıran hipermetine bırakır (Tatar, 2019: 310). Siber estetik bağlamında yaratılan bu yeni estetik ve görüntü tasarımı çağdaş fotoğraf olgusu içinde de yerini almaktadır. Bu olgudan çağdaş fotoğraf estetiğinin bir açılımı olarak siber fotoğraf da biçimsel olarak etkilenmiş ve multimedya anlatımları ortaya çıkmıştır.
Yang Yongliang Yang Yongliang’un 2013 yılında sergilenen Before the Rain ve The Day of Perpetual Night isimli fotoğrafik temelli çalışmaları, sanatçının geleneksel Çin resminden ilham alarak görüntü ve kompozisyon düzenlemeleri ile kimi bölgelerde cinemagraph efektler kullandığı geniş hibrit fotografik panoramalardan oluşur;(Yang Yongliang, Before the Rain, 2013. www.youtube.com/watch?v=QHQdWiLgmIQ&t=11s;Yang Yongliang, The Day of Perpetual Nigh, 2013. https://www.youtube.com/watch?v=BXEjy4dxeVY&t=458s). Yang, Eski Doğu estetiğini ve edebi yaklaşımlarını, modern dil ve dijital tekniklerle uygulayarak geleneksel sanat ile çağdaş sanat arasındaki bağlantıdan yararlanır. Yang’ın işleri, siber metropolü keşfe çıkmış bir sanatçının metinlerarası tasavvurları olarak değerlendirilebilir. Liam Wong Liam Wong 2015-2018 yılları arasını kapsayan TO:KY:OO serisini, “Gece, Tokyo'nun Fotoğrafik, Siberpunk Esinli Bir Keşfi” mottosuyla kitap olarak yayınlamıştır. Blade Runner'ın tarzından esinlenen yapıt, adını da New Age akım elektronik müzik alanında dünya çapında ün yapmış Vangelis'in (d.1943) şarkısından almaktadır. (Liam Wong, Pom Klementieff, TO:KY:OO serisi, 2015-2018. https://www.liamwong.com/#/pom-klementieff/), Liam Wong, Tokyo Glitch, TO:KY:OO serisi, 2015-2018. https://www.bbc.co.uk/programmes/articles/5Lnn9Lg48jv1RvvvLnKKrJK/neon-dreamland-atmospheric-photographs-of-tokyo-after-dark). Wong video oyunları ile ilgili rutin işlerinin yanısıra fotoğraf öğrenmenin peşinden giderek parlak bir kariyer inşa etmiştir. Wong şöyle demektedir: “Kendimi filme geçiş yaparken ve bunu video oyunlarıyla birleştirmenin bir yolunu buluyorum. Herhangi bir ortamda yaratıcı olmaktan gerçekten zevk alıyorum”. Wong’un Tokyo'nun Neo-Tokyo'ya ilerleyişini göstermeye çalışıldığı yol, abartılı renk ve neon aydınlatmalar içinde yeni siberpunk bir kurgu bilim evreni yaratmıştır. Genel olarak zıt renklerin uyumu/birliği kuralının işlediği soğuk mavi ile sıcak kırmızı renklere, satürasyonu düşürülmüş soğuk yeşiller eşlik etmiştir. Wong’un işlerinde floresan etkilerle, ara tonsuz, kontrast grafik stilizasyonlar ile harmanlanmış bir sanat yönetimi görülmektedir. Ayrıca, 1940-50’li yılların Neo-noir filmlerindeki görsel unsurlar, low-key lighting tekniği, ışık ve gölgenin ustaca kullanımı ve zaman zaman alışılmışın dışında kamera açıları Wong’un yaratıcı stratejileri ile parelellik göstermektedir.
Aydın Büyüktaş Gerçekliği, bilim kurgusal manipülasyonlarla yeniden dijital ortamda inşa eden Aydın Büyüktaş, ilk bakışta algıyı bozan bir vizyon ile ortaya koyduğu işleri, deneysel yüzey düzenlemeleri ve bükülmeleri içermektedir (Aydın Büyüktaş, BNSF Bahçesi. https://www.aydinbuyuktas.com/?page_id=1572; Aydın Büyüktaş, İsimsiz https://www.aydinbuyuktas.com/?page_id=903). Büyüktaş, paralel evrenler, alternatif zamanlar ve siber fotoğraf estetiği denklemi içinde iki boyutlu fotoğraf yüzeyini bozarak farklı algı düzlemleri yaratmaktadır. Fotoğraflar izleyicilerde duyusal bir tetikleme yaratmakta, gerçeklik hissinin değişmesi ve görsel denge kavramının sorgulanmasına yol açmaktadır. Sonuç Sibernetik kavramından gelen günümüz siber kültür ve estetik çıktıları zaman zaman karşılıklı interdisipliner boyutlu metinlerarası bir ilişki içindedir. Bu bağlamda siber fotoğraf kavramı da payına düşen geçişkenliklerden nasibini almaktadır. Siber alemde, başka zamanlara ve evrenlere dalış, izleyicilerde yeni yeni duyusal etkileşimler yaratmaktadır. Bugün artık hem insan ile birlikte hem de posthuman/ insan sonrası bir dönemin fotografik temelli görüntülerini izlemeye hazırız. Kaynakça Kitaplar TATAR, Onur, (2019). Dijital Çağda Fotoğraf Sanatı, A7 Kitap Matbaacılık, WIENER, Norbert, (1982). Sibernetik, (İ. Keskin, Çev.), Say Kitap Pazarlama İnternet Kaynakları https://www.liamwong.com/ https://www.aydinbuyuktas.com/ https://www.yangyongliang.com/
|