ENGLISH
Editör/Yayın Yönetmeni

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Reyhan Bilir
Aygün Doğan
Koray Özbaysal



Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.net.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya@fotografya.gen.tr

ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU

Marka Avukatı / Copyright Lawyer
ARABULUCU
Ayşe OKÇU
 


SELAHATTİN NEMLİOĞLU İNSAN SONRASI…

İNSAN SONRASI…

Ulaşım araçlarının henüz yeterince hız kazanmadığı günlerde, atların hızlı taşıt olduğu günlerde, uzak coğrafyalarla ilgili fantastik öykülerin anlatıldığı günlerde, Dünya yeterince büyüktü. Hız arttıkça önce Dünya küçüldü ve sonra baktık ki yaşam için gerekli kaynakları hızla tüketiyoruz. Tüm bunların son iki yüz yıla sığması, uygarlığın ne kadar hızlandığının göstergesi.

İnsan kaynaklı  etkiler mevcut hızıyla devam ederse, yüz yıl sonra Dünya’mız olumsuz çevre koşulları nedeniyle İnsan yaşamının olanaksız olacağı bir gezegene dönüşecek! Koşulların artık geri dönülemeyecek bir sınırı geçtiğini, yaşayan 10 milyar insanın göçebileceği başka bir yaşam alanı olmadığını hayal edin… Öncelikleriniz nasıl da değişirdi ? Bilim adamlarının büyük çoğunluğu bu tablonun bir hayal olmayıp, önlem alınmazsa karşı karşıya kalacağımız gerçek olduğu konusunda birleşiyor. Öte yanda tüketim çılgınlığı, uyarıları önemsemeyerek tüm hızıyla devam etmekte.

Günümüz dünyası,  düşünce, bilim ve teknoloji  alanlarında yaşanan gelişmelere göreceli olarak yeni bir dönemi işaret ediyor… Alışageldiğimiz insanı merkez alan bakış açısı, artık canlı ve cansız tüm varlıkların birbiriyle ilişkili olduğunu temel alan yeni bir anlayışa evrilmekte. Posthümanizm ya da İnsan Sonrası  olarak adlandırdığımız felsefi ve kültürel bakış açısı, canlı cansız tüm varlıklarla ilişkilerimizi yeniden düzenlememizi öneriyor. İnsan yaşamının canlı ve cansız tüm varlıklarla ilişkili olarak devam edebileceği, bu nedenle tüm varlıklara karşı çok daha duyarlı davranılması gerektiği savunuluyor.

Gelişen teknolojiler Dünyamızı hızla değiştirdiler. Bilgisayarlar, yazılımlar, internet, sosyal medya derken, yapay zekâ hızla yaşamımıza katıldı. İlkin bazı internet sitelerinde “ben robot değilim” ekranıyla başlayan süreç, çeşitli yazılımlarla devam etti. Günümüzde fotoğraf üretim süreci iki yönlü yapay zekayla tanışıyor. Bunlardan ilki aydınlık odanın yazılımlarında, artık ’ AI’ ekiyle ekranlarımızda bize yardımcı oluyor… Diğeri Arsenal… Makinelerimize komut veren bir yapay zekâ… Artık fotoğrafçı çekim öncesi komut veriyor, teknik bilgi ve deneyime gereksinim duymadan, sadece komut vererek istediği kareyi elde ediyor. Fotoğrafçılığın ötesinde de çok şey değişiyor… Yapay zekâ müzik besteliyor, şiir yazıyor, öykü yazıyor, resim yapıyor.1Reddit’te  yapay zekâ tarafından yazılmış dört adet dörtlük içeren bir şiir var. Kullanıcılardan biri, “artık öğrenciler yapay zekâ kullanarak makaleler yazacak” yorumunda bulunuyor1. Yapay zekâ geliştiricisi OPEN AI, GPT 3 dil modeli kullanarak bir chat uygulamasını internet kullanıcılarına açtı. Ücretsiz üye olduğunuz platformda  yapay zekâ ile iletişim kuruyorsunuz2… Deneyin.

Cansız varlıkların düşünce üretebilmesi anlamına geliyor yapay zekâ. Onlar da gündelik yaşamımıza katılıyorlar, böylece kablolar, ekranlar, kameralar ve çeşitli donanımlarla ve dünyamızı saran iletişim ağlarıyla birlikte yaşar olduk. Artık insan ve insan olmayan canlı ve cansız varlıklar arasındaki sınırlar eski anlamını yitirdi. Her yanımız kamera ve yer takibi yapan yazılımlarla sarılı. Her an taşıdığımız cep telefonları aslında birer özneye dönüşüyor, benim davranışlarımı, gündelik rotamı, seçimlerimi, özel yaşamımı, hatta belki de konuşmalarımı dinleyerek  veri akışı sağlıyor. Ve günümüzün ekonomik değeri en yüksek şirketleri  veri sağlayıcılar.

Ulaşım araçlarının henüz yeterince hız kazanmadığı günlerde, atların hızlı taşıt olduğu günlerde, uzak coğrafyalarla ilgili fantastik öykülerin anlatıldığı günlerde, mitolojilerle, masallarla süslü bir yaşam vardı. İnsan olmayan tüm varlıklar insanın konforuna hizmet için vardı... Bu anlayışla Protagoras, 2450 yıl önce “İnsan Her Şeyin Ölçüsüdür” demişti. Orta Çağ’ın başlangıcı, Hristiyan Dinsel Kurumunun güç kazanmaya başladığı tarihle örtüşür. Slav ve Hunlardan kaçan Kuzeyli  Barbar kavimler, Avrupa’ya inmeye başlarlar. Franklar, Germenler, Gotlar, Vandallar, Keltler ve diğerleri, bu büyük göç hareketi sonrası  Roma topraklarında sorunlar artar. İmparatorluk  iç ve dış etkiler sonucu yıkılır. Batı’da Derebeylikler, küçük krallıklar dönemi başlar. Kilise güç kazanır, Hristiyan öğretilerinin ve göçlerin de etkisiyle kültürel bir sentez yaşanır.

Orta Çağ bir geçiş dönemidir… Roma’nın küllerinden bugünün  Avrupa’sına bir dönüşüm yaşanır. Krallıklar güçlenir, ticaret gelişir ve Batı, yayılımcı bir politika izleyerek, deniz yoluyla ulaştıkları, farklı coğrafyaların kaynaklarına el koyarak  ya da farklı yöntemlerle kendi  dünyasına transfer ettiği mallar aracılığıyla zenginleşirler. Bu ticari faaliyetler türlü politikalar, türlü entrikalarla doludur. Sonuçta Avrupa’da, ticari ve endüstriyel  faaliyetleriyle zenginleşen yeni bir sınıf güç kazanır… İnsan’dan söz ettiğinde sadece kendi coğrafyasıyla sınırlı düşünen ve kendi coğrafyası dışında kalan ülkeleri sömürmek için türlü politikalar, oyunlar sergileyen batılı beyaz erkekinsan  olan Human’ın egemen olduğu döneme bugün Hümanizm diyoruz. Rosi Braidotti, Rönesans sonrası egemen olan Human ’ı batılı, seküler, beyaz, erkek insan olarak tanımlıyor.

Batılı zengin bir seçkin sınıfın egemenliği, kendi coğrafyaları dışında yer alan toplumları ötekileştiren politikalarıyla ayrımcıdır.

Batıda eğitim yaygınlaşır… Toplum, yaşamları üzerinde baskın etkisi olan Hristiyan Dinsel Kurumlarıyla ilişkisini yeniden yapılandırarak, insan aklının egemen olduğu bir sistem kurar. Orta Çağ’ın büyük bölümünde vazedilen  Dünyanın Sonu,  artık  inanılırlığını yitirmiş bir vaattir. Toplum yaşadıkları dünyanın gerçeklerine döner. Her şeyin ölçüsü olan  insan, kendi geleceğinin mimarı olmak için seküler anlayışı benimser… Batı Uygarlığı böylece yükselir… Sanat, düşünce, bilim, teknoloji ve sanayi alanlarında kaydettikleri  ilerlemelerden ve  yaşam konforuna olumlu etkileri yadsınamaz. Ancak gereksiz  tüketimi  özendirerek, çevre kirliliği ve kaynakların tüketimine  etkileri de hepimizin sorunu.

1960’lar sonrasında başlayan düşünce hareketi, postmodernist  yaklaşım, akılcılığın ve modernizmin vazettiği  büyük vaatlerin yerine gelmeyişi, savaşların insan üzerindeki olumsuz etkileri gibi birçok sorunu gündeme taşıyarak, her şeyi sorgulama eğilimini destekler. Feminizm, cinsel özgürlükçülük, nükleer karşıtlığı, savaş karşıtlığı, çevreci eylemler vb. karşı çıkışlarla, Rönesans sonrası  batıda etkin olan ve Hümanizm olarak kabul edilen dönemin toplumsal  ilkeleri ve davranışları sorgulanmaya başlar.

Tüm dünyayı  ağlarla birbirine bağlayan web teknolojisi, bilginin hızla paylaşıldığı yeni koşullara evrildi. Kaynaklarını hızla tükettiğimiz dünyamızın geleceği tehlikede… Kar yasası kendi çıkarlarını sürdürmek için bu tehlikeyi  görmezden geliyor ve kabul etmiyor. Yine insan kendi dışındaki canlılara çok farklı yollarla zarar veriyor. Yaşam alanlarının yok edilmesi, çeşitli alanlarda kullanmak için avlanılmaları, suni gübre ve organik olmayan tarım yöntemleriyle toprakların canlılığını yitirip kuma dönüşmesi olan çöllenme, su kaynaklarının hızla kirlenmesi, atıklar, hava kirliliği ve sayısız etkilerle geleceğimiz tehlikede. Canlı ve cansız tüm varlıkların değerli olduğu, yaşamı olanaklı kılan koşulların korunması için, insanın kendi dışında tüm varlıklara anlayışla ve saygıyla davranması gerektiğini öneren ve savunan anlayışa ‘İnsan Sonrası’ deniyor.  

Yapay zekanın yaşamımıza katılımından söz etmiştik. Artık insanın her an takip edilebildiği, verilerin internet kanalıyla toplandığı, işlendiği, satıldığı yeni bir ortamdayız. İnsanlar yolda yürürken bile telefonlarıyla, sosyal medya  ile meşgul. Eşimle Beşiktaş’ta bir kafeye girdik, arka masaya iki genç hanım oturdu… Hiç konuşmadılar, telefonlarıyla yoğun mesai içinde, parmakları sayfaları çeviriyordu. Yemekleri geldi, biraz da soğuttular… Telefonlarından fazlaca kopmadan yemek yemeleri  ilginçti. Birlikte yemeğe çıkmanın anlamı böylesine değişti. Eskiden insanlar, aynı masada oturduğu kişilere saygı ve zarafetle davranmaya özen gösterirdi... Şimdi bunları söylerken çağ dışı oluyorum belki de! Toplumu ve değişen kültürü de konu edinen bir disiplin olarak sanat ve fotoğraf, içinde yaşanılan dönemin çok yönlü yorumlarını konu edinir. Kandinsky’nin dediği  gibi her sanat yapıtı kendi çağına içkin bir anlam üretir.

Günümüzün değişen koşullarında sorgulamalar ve araştırmalar yapan, düşüncelerini yapıtlarına aktaran sanatçı ve fotoğrafçılardan bazılarına değinmek istiyorum. Sanat ve fotoğraf, fotoğraf eğitimlerinin sanat eğitimi veren kurumlarla aynı çatı altında verilmesi sonrası yakından ilişkili iki disiplin oldular. Cindy Sherman,  Buffalo Üniversite 'sinde sanat eğitimi aldıktan sonra, yolculuğunu fotoğraf üreterek sürdürür. Hümanist ideolojinin erkeğinin ayrıcalığına gönderme yapan ilk serisi İsimsiz Film Kareleri ’idi… 70’lerin ortalarında feminist yaklaşımlarıyla ,İnsan Sonrası konuları çalışan öncü sanatçılardandır. Çalışmalarına kimlik, cinsiyet ve bireyin toplumdaki rolünü sorgulayan otoportreler üreterek devam etti.,. Sherman  kendi sahnesini kendisi planlayan, düzenleyen, tüm makyaj ve aksesuarları kendisi organize eden bir sanatçı. Çalışmalarında din adamları ve aristokratlar da dahil çok farklı kılıklara girerek başarılı işlere imza attı.

ScreenHunter 78.png

Cindy Shermann, Untitled #466,2008, ©www.moma.org/calendar/exhibitions/1154

1974  Amerika doğumlu Trevor Paglen, çok yönlü bir sanatçı ve yazar.  Fotoğraf, heykel ve video üretiyor. Teknoloji  gündelik yaşamımızın ayrılmaz bir parçasına dönüştü. … Kısaca teknolojiye bağımlı bir yaşam modeli oluştu. Bu koşullar altında insanın gizliliği ve özeli ile ilgili sorular oluşuyor. İşte sosyal medya paylaşımları, sokak kameraları, araç kameraları, telefonla rasgele çekilen fotoğraflar, farklı  teknolojik yöntemlerle davranışların izlenip işlenebildiği bir dünyanın kapılarını açıyor ve araştırıyor. Gizliliğin ve özelin yok olmaya başladığı bir çağda yaşıyoruz. İşte Trevor Paglen, bu konuları araştıran bir sanatçı ve yazar.

Bulutlar isimli serisinde, bizlerin farklı şekillere bürünen bulutları izlediğimizde, imgelemimizde benzetmeler ve çağrışımlarla fantezilere dönüşen görüntülerinin bir bilgisayar yazılımında nasıl görüldüğüyle ilgili çalışma yapar. “Bilgisayar görüşü ve AI sistemlerinin dünyayı nasıl "gördüğüne" dair devam eden çalışmamın bir parçası olarak, bulutlara çeşitli bilgisayar görme algoritmalarının "gözleri" ile bakan bir dizi çalışmam var. Bu çalışmalarda gösterilen bulut oluşumları, çeşitli bilgisayarlı görme algoritmalarının görüntülerde neyi "gördüğünü" gösteren konturlar ve çizgilerle kaplanmıştır. Yüzleri, benzersiz kilit noktaları, çizgileri, daireleri, ilgi alanlarını aramak için farklı algoritmalar tasarlanmıştır ve böylece fotoğrafı bir dizi bölüme ayırmaya çalışmaktadır3.”

ScreenHunter 79.png

Trevor Paglen, ©paglen.studio/wp-content/uploads/2020/06/Paglen-Clouds-01.jpg

Candida Höfer, adı sık sık Andreas  Gursky  ile birlikte anılan, Becher çiftinin öğrencilerinden ve Düsseldorf Ekolü olarak isimlendirilen topluluğun içinde yer alan bir sanatçı. Kültürel amaçlı kamusal yapılarla insanın ilişkisini araştırıyor… Tiyatrolar, müzeler ve kütüphaneler ve diğer kamusal yapıların büyük ebatlı fotoğraflarını çekiyor. Çekimlerinde simetrik bir açı, etkili bir bakış noktası ile karşılaşırız. Fotoğraflarında insanların kültürel ve kamusal yapıların atmosferi ile psikolojik etkileşimini ve diğer canlılarla ilişkisinin psikolojik yönlerini deneyimleriz.

ScreenHunter 81.png

Candida Höfer, Teatro Degollado Guadalajara III, 2016, ©www.artsy.net/artwork/candida-hofer-teatro-degollado-guadalajara-iii-2008

Edward Burtynsky, gezegenimizle  ilişkimizin neredeyse yaşam koşullarımızı  yok etme sınırına geldiğini vurgulayan çalışmalarıyla tanınır. Fotoğrafları yaşayan bir gezegeni öldürmeye çalışan insan eylemlerinin olumsuz sonuçlarını araştırır. Bir aktivist, bir çevreci olarak kendisinden daha önceki sayılarda ayrıntılı olarak söz ettik.

Murat Germen ’in  çalışmaları insan ve çevre konusunda katmanlı sorgulamaları ve araştırmaları konu ediniyor. İnsan kültürel bir varlık olarak gelenek ve görenekleriyle, çevresiyle, yaşam alanlarıyla, komşularıyla ve kentiyle ilişkiler kurar. Oysa çıkar sağlamanın ötesinde bir anlam taşımayan projeler üretiliyor ve insanın yaşamına anlam katan çevresi sürekli değişim tehdidi altında. Gereksiz yapbozların çevreye ve insana etkilerini Germen ’in işlerinde tekrar ve tekrar düşünüyoruz.

Kablolar, veri ağlarıyla tüm dünya iletişim içinde. Penceremizden dışarı baktığımızda sokaklar, ağaçlar, binalar, kuşlar ve gökyüzünü görürdük. Perdeleri  kapattığımızda  özel bir hayatımız, kendi gizliliğimiz vardı. Telefonlarımızın ekranlarıyla, televizyon ve sosyal medyanın sunduğu görüntülerle bakma ve görme alışkanlıklarımız değişti. Sayısal teknolojinin olumlu yanları ve hayatımıza katkıları tartışılmaz. Ancak doğayla ilişkimize olumsuz etkileri de var. Öte yanda gizliliğimiz ve özelimiz düşündürücü bir ayrıntı. Özetle hepimiz aynı örümcek ağının içinde gönüllü tutsaklar durumundayız.

İnsan Sonrası sanat ve fotoğraf, içinde yaşadığımız çağın gerçeklerini gören, yorumlayan, ışık tutan bir bakışı önceliyor. İnsanlar, tüm diğer canlı ve cansız varlıklar ve teknoloji arasındaki sınırlar gittikçe daha bir bulanıklaşıyor. İnsanın kendi dışında kalan varlıklara karşı duyarsız kalmayarak alışılagelen davranışları değiştirmemesi  sonrası Dünya, insanın soyunun tükendiği bir gezegen olacak

Neden bilmem, hala insana inanıyorum… İnsan Sonrası sözcüğü beni umutlandıran bir etkiyle sarıyor. Umut ediyorum, hep umut ediyorum ki, yaşayabileceğimiz başka bir dünyamız olmadığının farkına vararak, dünyamızın geleceğiyle ilgili duyarlı projeler üretebilelim.  

1https://www.reddit.com/r/Poetry/comments/zh9vul/opinion_what_do_you_think_about_the_quality_of_ai/

2chat.openai.com

3 https://paglen.studio/2020/05/22/clouds/

Ziyaretçi Sayısı:565
 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET

 

Copyright and "Fair Use" Information

Dergimiz ticari bir kuruluş olmayıp amatör bir yayındır. Fotoğrafçıları ve dünyada yapılan fotoğraf çalışmalarını tanıtmak amacıyla bilgi ve haber yayınları yapmaktadır.
Bir kolektif anlayışıyla çalıştığı için makalelerde yer alan fotoğraflar ve alıntıların sorumluluğu makalenin yazarına, fotoğrafçısına aittir.
Dergide yer alan içeriklerden ve ihlallerden derginin herhangi bir sorumluluğu yoktur.

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

Dergimiz fotoğrafla ilgili gelişmeleri duyurmak amacıyla çalışmaktadır. Ek olarak, ülkemizde yeterince tanınmayan yabancı fotoğrafçılar ve fotoğraflarıyla ilgili bilgi de aktarmaktadır. Makalelerde yer alan fotoğraflar HABER amaçlı kullanılmaktadır.

AdaNET Ana Sayfa X-Hall Instagram