|

Adriaen van Utrecht - Fruit Still Life
Natürmort veya ölü doğa ismi ile Türkçeye çevrilen still-life resim genel olarak çiçekler, yiyecekler, hayvanlar ve insan yapımı çeşitli durağan nesnelerden oluşan kompozisyonları tanımlamak için kullanılan bir kavram. Natürmort türünün doğuşu 16 yüzyıl başlarında Hollanda olarak kabul ediliyor olsa da bu demek değil ki bir anda bu tür ortaya çıkıverdi. Eski Mısır ve Yunan uygarlıklarında bu türün temellerinin atıldığı söylenebilir. Ancak natürmort türünün doğuşunun ticaret yoluyla Avrupa’nın en zengin ülkesi haline gelen Hollanda’da olması şaşırtıcı değildir. Resim ve sanat eseri sahibi olmak isteyen yeni burjuva sınıfı sahip oldukları zenginlikleri göstermeleri için sanatçıları himayelerine almışlardır. Önceleri daha mütevazi olan natürmortlar zamanla daha şatafatlı sofralar ve diğer zenginlikleri gösteren büyük boyutlu tablolara dönüşmüşler ve tabloların sahipleri için önemli bir gösteriş kaynağı olmuşlardır.
Natürmort veya ölü doğa, konusu ve betimlemesi ile çok kolay tanınabilecek bir resim türü. Resim yapmayı seven amatörlerin, resim eğitimi alan genç öğrencilerin de hala üretmeye devam ettikleri natürmort ayrıca biçim, ışık ve renk üzerine pratik yapmak için sıklıkla başvurulan bir tür. Fakat natürmort türüne meyveler, çiçekler, kadehler, şişeler, müzik aletleri ve çeşitli birçok nesnenin göze hoş gelen bir kompozisyona yerleştirilmesi pratiği olarak bakmak çok büyük bir hata olur.
Holbein’in ünlü Ambassadors tablosundaki nesneler resimdeki iki Büyükelçinin zenginliklerini ve marifetlerini anlatan sembollerdir. Böylece natürmort konvansiyonları kullanılarak sıradan bir portrenin ötesine geçmiştir. Tablonun alt kısmında sadece belli bir açıdan görülebilecek, gizli bir kurukafa ise bütün bu zenginliklerin ölüm karşısında faydasız olacağını büyükelçilere ve tabloya bakanlara hatırlatır.
 Hans Holbein the Younger - The Ambassadors, 1533
Natürmort tablolar yoluyla yapılan bu gösterişe tepki olarak alt tür olarak Vanitas’ın doğduğunu söylemek yanlış olmaz. İnsanoğlunun faniliğini ele alan Vanitas (Kibir), ölümün nihai son, yaşamın geçici olduğunu anlatmak için kurukafa, sönmüş bir mum ve kum saati gibi sembolleri kullanır. Bazen çeşitli meyvelerle ve av hayvanları ile süslenmiş bir resimde bolluk ve bereket anlatılırken, ressam bu kompozisyona bir adet çürüyen meyve ekleyerek ölümün ve yok oluşun kaçınılmaz olduğunu izleyiciye hatırlatır.
 Hendrick Andriessen, Vanitas Still Life, ca. 1650
Natürmort resimde kullanılan nesneler çoğunlukla sembolik imgelerdir ve belirli kültürel kodları içermektedirler. Bu kültürel kodlarının fotoğraf sanatında da yaygın olarak kullanıldığını görebiliriz. Bazı fotoğraf sanatçıları günümüzde de 16. yüzyıl natürmortlarının görsel benzerlerini hatta taklitlerini üretmişler bazıları ise sembol ve kodları güncelleyerek çağdaş işler üreterek fotoğraf sanatını zenginleştirmişlerdir. Bizi ilgilendiren biraz da bu kısmı, sembolik kodların günümüze uyarlanması.
Irving Penn’in natürmort çalışmalarında modernizmin insana bir makine olarak bakışının eleştirisi ve geleneksel natürmort kodlarının güncellendiği görülebilir. Irving Penn daha çok moda fotoğrafları ve ünlülerin portreleri ile biliniyor olsa da kişisel çalışmalarını platin/palladyum gibi el yapımı bir baskı tekniği ile üretmekteydi. Herhangi bir reprodüksiyon tekniği yerine el yapımı bazen biricik baskılar elde ettiği zahmetli bir tekniği kullanması onun kişisel projelerinde çok sayıda ürettiği natürmort tarzına verdiği değeri gösterdiğini düşünebiliriz.
 Irving Penn, Cranium Architecture
Joel Peter Witkin’in bütün eserlerinde sanat tarihinden referanslar ve natürmort tarzı çalışmalarını sık sık görmekteyiz. Witkin’in 1992’de yaptığı bu natürmort çalışmasında Katolik dünyasının sembollerini kendine has bir yorumla yeniden ele aldığı görülür. Witkin’in “tablosunda” İsa’nın mucizelerine ve Efkaristiya ayinine, İsa’nın bir ölümlü olmasına referanslarını kutsal üçlemeyi de anımsatacak üçgen kompozisyonda görmek mümkün.
Joel Peter Witkin, Still Life, 1992
Peki bu kadar damıtılmış bir özete bakarak fotoğraf bunun neresinde diye sormak gerekirse. Fotoğraf sanatı köklü resim sanatına göre çok daha genç olsa da fotoğrafı resim ve diğer görsel sanatlardan bağımsız düşünmek mümkün olamaz. Plastik sanatlarda imgeleri taşıdıkları anlamlar açısından resimde imgeler veya fotoğrafta imgeler diye ayırmak mümkün değildir.
Sosyal medya yoluyla görsel bombardımanına maruz kalıyoruz tabirini sıklıkla duyar olduk ama maruz kaldığımızın çoğunun fotoğraf türünde olduğunun altını çizmek gerekiyor. Satın aldığımız kahvenin, yemeğin, ayakkabının ve gittiğimiz gezinin fotoğraflarını sosyal medyadan sergilememiz bazı açılardan natürmort türünün doğuşundaki burjuvanın gösterişini anımsatıyor. Sahip olduklarımızı sergiliyoruz ve bu bir övünç kaynağı oluyor. Sahip olduğumuz nesneler ve zenginlikler beraberinde anlamlarla geliyorlar. Sanki bir zamanlar resim sanatının konumlandığı yeri şimdilerde fotoğraf sanatı dolduruyor. Natürmort tarzındaki kültürel kodlarının çağdaş eşdeğerlerini bulmak, bu eksende çağdaş fotoğraf çalışmaları üretmek şu aralar fotoğrafçıların önemli ödevleri arasında gibi görünüyor.
Sandra Stark, Still Life with Cats
|