|
AMATÖR FOTOĞRAFÇI
İÇİN TEMEL BİLGİLER
Fotoğrafı
amatör bir uğraşı, bir hobi olarak hayatına sokan ya da bunu daha da ileri
götürüp fotoğrafı kendi asıl mesleğinin önüne çıkartıp, hiçbir karşılık
beklemeksiniz fotoğrafın sağladığı olanaklarla kendi duygu ve düşüncelerini
birleştirip hayatı belgeleyen veya düşlerini, bilgilerini, duyarlılıklarını
fotoğrafa yükleyen kimseler, yani fotoğraf amatörleri, gereksinim duyacakları
temel bazı teknik bilgileri, sınırlı sayıdaki fotoğraf yayınlarını izleyerek
veya kurslara katılarak edinebilirler.
Yayınları edinemeyen veya kurslara katılamayan amatörlerin,
fotoğrafa dair temel bazı bilgiler konusundaki gereksinimlerini karşılamak
ve bunları sürekli ellerinin altında bulundurabilmelerini sağlamak amacıyla
bu yazı hazırlanmıştır. Yazıda gereksiz ayrıntılara yer verilmeyecek,
buna karşılık bilinmesi elzem olan konulara ise ayrıntılı olarak yer verilecektir.
Fotoğraftan söz edildiğinde ilk akla gelecek şey,
fotoğraf makinasıdır. Amatör fotoğrafçıların kullandığı makinaların çoğunluğu,
35 mm. sinema filmi ile çekim yapan küçük format makinalardır. Hemen her
evde bulunan compact ( full otomatik ) makinalar, anı fotoğrafları çekmek
için yeterli olsa bile, fotoğrafı hobi olarak yaşayan veya bir miktar
hobi boyutunu da aşmak isteyenlerin, amaçlarını gerçekleştirmeleri için
yeterli olmayacaktır. Fotoğrafçının, çekilecek objeleri ve çekim alanını
belirlemesi ( kadraj yapması ) dışında hiçbir müdahalesi söz konusu değildir.
Bu makinaların çoğu otomatik flaşlıdır ve en yoğun ışık koşullarında bile
bu flaşların patlamasına engel olunamaz. Her ne kadar değişken odaklı
zoom objektiflerle ve otomatik netleme (otofokus) ile desteklenerek daha
çekici hale getirilmişse de, amatör bir fotoğrafçının çekimleri sırasında
kadraj yapmak ve deklanşöre basmak dışında pek bir insiyatifi yoktur.
Amatör bir fotoğrafçı'nın compact makinalardan kaçınıp, enstantanesini
( örtücü hızını ) ve diyafram açıklığını kendisinin belirleyebileceği
makinalardan edinmesi daha tutarlı bir tutum olacaktır.
Daha profesyonel çabalar için ise, orta format veya
büyük format makinalar kullanılabilir.
( 4,5 cm. x 6 cm. ) - ( 6 cm. x 6 cm. ) - ( 6 cm. x 7 cm. ) boyutunda
film kullanılan makinalar orta format makinalar,
( 6 cm. x 9 cm. ), ( 9 cm. x 13 cm. ) ve daha büyük boyutlu film kullanılan
makinalar ise büyük format makinalar, olarak kabul edilir.
Bu gün artık teknoloji beklenmedik formatlarda ve
özelliklerde makinalar üretebilmekte ve dolayısıyla her tür sınıflamayı
da altüst etmektedir. Bu nedenle bir takım sınıflamalardan kaçınarak,
bu malzemelerin çok da yabancısı olmamak için en çok kullanılanlarını
tanımak yeterli olacaktır.
Günümüzde çok yaygın olarak Dijital Makinalar kullanılmaktadır.
70' li yılları bilenler, o dönemde Polaroid makinaların ne kadar yaygın
olarak kullanıldığını anımsayacaklardır. Çok yaygın olmamasına karşın
su altı fotoğraf makinaları da dalgıçların ve su altı meraklılarının kullandığı
özel donanımlı makinalardandır. Gene çok yaygın olmamakla birlikte , özellikle
peyzaj fotoğrafı çekenler Panoramik makinalardan yararlanabilmektedir.
Bunlardan başka özel amaçlı minyatür makinalarla, haritacılıkta ve benzeri
alanlarda kullanılan çok büyük boyutlu diğer makinalar da vardır.
Makinaların büyüklüklerini ( büyük format - orta
format - küçük format...gibi ) belirleyen şey, bu makinalara takılan filmlerin
boyutudur.
35 mm. film diye de anılan ve amatörlerin en çok
kullandığı küçük format makinalara takılan filmlerin boyutu ( bir kare
için ) 2,4 cm. x 3,6 cm. dir. 36 kareden oluşan şeritler halinde , ışık
görmeyecek şekilde film kasetlerine sarılı haldedir. Orta format ve büyük
format makinalarda kullanılan filmlerin boyutları yukarıda verilmiştir.
Doğal olarak makinaların hacim ve ağırlıkları da buna bağlı olarak değişmektedir.
Fotoğraf makinalarında , gözünüzü dayayıp çekim yapacağınız
alanın sınırlarını saptamak için baktığınız yere bakaç veya vizör denir.
Vizörden bakıp çekim alanını saptadı iseniz ( ki oluşturduğunuz bu çerçevenin
adı Kadraj' dır.), bu kez parmağınızla çekimi gerçekleştirmek için dokunduğunuz
butonun adı Deklanşördür.
Deklanşöre dokunarak yaptığınız şey, aslında örtücünün açılıp kapanmasını
sağlamaktı. Makinanın kapağını açıp filmi taktığınızda göreceksiniz ki,
filmle objektif arasında bir siyah perde ( bazı makinalarda bez perde,
bazı makinalarda çelik perde olabilmektedir ) durmaktadır. Deklanşöre
dokunarak bu perdenin açılıp kapanması sağlanır ve açılma anında da görüntü
( daha doğru bir deyişle ışık ) film yüzeyine kaydedilir.
Örtücü hızı ( enstantane ) nı gösteren butonu makinanızın üzerinde ( elektronik
makinalarda, makinanın üzerinde bulunan ekranda ) göreceksiniz. 1 , 2
, 4 , 8 , 15 , 30 , 60 , 125 , 250 , 500 , 1000 , 2000 , .....rakamları
örtücü hızını gösterir.( Elektronik makinaların bir kısmında bu standart
değerlerden başka bazı ara değerler de vardır. 45 , 90 , 350 , 750.....gibi
).
Bu rakamlardan şunu anlamalısınız . 1 rakamı, 1 tam saniyelik örtücü hızıdır.
2 rakamı, 1 / 2 sn. lik örtücü hızıdır. 4 rakamı, 1 / 4 sn.lik örtücü
hızıdır. 8 rakamı, 1 / 8 sn. lik örtücü hızıdır.
Eğer bunları sıralarsak ;
1 tam sn.
1 / 2 sn.
1 / 4 sn.
1 / 8 sn.
1 / 15 sn.
1 / 30 sn.
1 / 60 sn.
1 / 125 sn.
1 / 500 sn.
1 / 1000 sn.
1 / 2000 sn..........diye devam ederek 1 / 12 000' e ulaşabilen makinalar
da vardır.
Bunun yanısıra, bazı makinalar 2 tam sn. , 4 tam sn., 8 tam sn..., gibi
örtücü hızı verebilmektedirler. Enstantane butonu üzerinde bu rakamları
da farklı bir renkte ( çoğunlukla sarı renk ) görebilirsiniz. Örtücünün
açılıp kapanma sürelerini somut olarak algılayabilmek için, enstantane
değerlerini değiştirerek deklanşöre basın ve sesleri dinleyin. Bu seslerden
örtücü süresi hakkında daha net bilgi sahibi olursunuz.
Demek ki rakam büyüdükçe , açılıp kapanma hızı artacaktır.
Makinayı B ( bulb ) konumuna alıp deklanşöre bastığınızda, siz parmağınızı
deklanşörden kaldırıncaya kadar perde açık kalacaktır. Eğer makinada T
konumu var ise, bunun anlamı şudur ; Deklanşöre bastığınızda örtücü açılacak
, yeniden ( ikinci kez ) deklanşöre dokununcaya kadar örtücü açık kalacaktır.
İkinci kez bastığınızda kapanacaktır.
Örtücüyü daha da iyi kavrayabilmek için makinanın kapağını açıp enstantane
değerlerini değiştirerek, her defasında deklanşöre basıp perdenin ( örtücünün
) açılıp kapanmasını izleyebilirsiniz. Böylece örtücünün hareketini gözlerinizle
izleyip, kalıcı bilgi edinmiş olacaksınız.
Örtücü hızından, çıkartılması gereken ikinci ve en
önemli sonuç da ; örtücü hızına bağlı olarak filmin uzun süreli ya da
kısa sürekli pozlandığıdır. Yani , 1 / 2 sn. lik pozlama (diğer deyişle
saniyenin yarısı kadar süreyle pozlama ), 1 /125 sn. lik pozlama süresinden
( saniyenin 125 te biri kadar süreyle pozlama ) çok daha fazladır.
Bunların her biri arasındaki süre farkı bir stop ( bir durak ) fark olarak
kabul edilir. Yani ; 1 / 2 sn. lik örtücü hızı ile ile 1 / 4 sn. lik örtücü
hızı arasında bir stop fark vardır. Ya da 1 / 500 sn. ile 1 / 1000 sn.
arasında bir stop fark vardır.
Her biri arasında bir stop fark olduğuna göre birer tane atlandığında
iki stop fark oluşacak, üçer tane atlandığında üç stop fark oluşacaktır.
Örneğin ; 1/15 sn. lik örtücü hızı ile 1/60 sn.lik örtücü hızı arasında
iki stop fark vardır. 1/60 sn. lik örtücü hızı ile 1/8 sn.lik örtücü hızı
arasında üç stop fark vardır. 1 / 30 sn. lik örtücü hızı ile 1/1000 sn.lik
örtücü hızı arasında dört stop fark vardır.
Örtücü hızı irdelenirken öğrenilecek çok önemli bir
başka nokta ise ; düşük örtücü hızı ( Örneğin; 1 / 2 , 1 / 4 ...gibi )
ile fotoğraf çekildiğinde, hızla hareket eden nesnelerin dondurulmuş görüntüleri
elde edilemez. Varsayalım deniz kıyısında martıların fotoğraflarını çekiyorsunuz.
Eğer düşük enstantane ( örtücü hızı ) ye aldıysanız makinanızı, martıların
hareketleri filminizde izler yapar, fotoğrafta hareket - hız unsuru elde
edersiniz. Yani hızla hareket eden kanatları net , belirgin ve dondurulmuş
halde alınamaz. Ancak eğer, hareketi tam olarak dondurmak istiyorsanız,
enstantanenizi 1/60 veya daha yüksek bir enstantaneye almalısınız. Bununla
birlikte , hız - hareket etkisi almak, bazı fotoğraflarda çok güzel ,
çok etkili sonuçlara ulaşılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle bazı fotoğraflardaki
hız unsurunu, bilerek düşük enstantane kullanmak suretiyle belirginleştirebilirsiniz.
Bir şelale fotoğrafını çekerken 1 / 15 gibi düşük enstantane ile ve 1
/ 60 gibi bir enstantane ile ayrı ayrı çekin. Ya da yol kenarında hızla
akıp giden otomobillerin fotoğrafını hem düşük enstantane ile hem de yüksek
enstantane ile çekin. Hareket eden nesnelerin ( düşük enstantane kullanıldığında
) renkleri ve tonlarıyla çok etkili izler ve çizgiler yaptığını göreceksiniz.
Ancak, düşük enstantane kullanıldığında makinanın hareket etmesi de söz
konusudur. Düşük enstantane kullanırken makinanızı tripod' a takmanız
isabetli olacaktır. Elinizdeki makine nefes alışlarınızdan, elinizin titremesinden,
nabız atışlarınızdan etkilenecektir. Dolayısıyla enstantaneyi çok düşürdüğünüzde,
çektiğiniz fotoğraflarda objelerin haraketinden daha çok, makinanın titremesinden
kaynaklanan genel bir netsizlik oluşacaktır.
Mekanik makinalarda vizörden baktığınızda, elektronik
makinalarda ise hem vizörden bakıldığında hem de makinanın üzerindeki
ekrandan pozometre' yi görebilirsiniz. Işık ölçümü yapan ve çekim yaparken
kullanacağınız değerleri belirleyen bu kısma pozometre denmektedir. Eski
mekanik makinalarda vizörden bakıldığında üst üste örtüşmesi gereken iki
maşa mevcuttur. Yarı elektronik makinalarda ışıklı enstantane veya diyafram
değerleri, elektronik makinalarda ise rakamlarla birlikte (+) ve (-) yönünde
bulunduğunuzu , buna göre düzeltme yapmanız gerektiğini gösteren uyarı
çizgileri vardır.
Makinadaki bir diğer buton, makinanıza taktığınız
filmin asa ( hız ) ayarını yaptığınız yerdir. Makinanıza kaç asa film
taktıysanız, makinanızın asa ayarını da ona getirmelisiniz. Elektronik
makinalar film kaseti üzerindeki bar kodlarından filmlerin asa ayarlarını
okuyabildiği için, ayrıca bir ayarlama yapmaya gerek yoktur. Ancak mekanik
makinalarda bu ayarı kendiniz yapmalısınız.
Filmlerin hızı ya da asa' sına değinmişken, filmlerle
ilgili bilgileri de aktaralım. Filmlerin ; ISO - DIN - ASA cinsinden taşıdıkları
değerler ya da fotoğraf çevrelerinde yaygın olarak kullanılan ismiyle
HIZ' ları, filmlerin ışığa duyarlılıklarını ifade eder.
25 asa,
50 asa,
64 asa,
100 asa,
125 asa,
200 asa,
400 asa,
800 asa,
1600 asa,
3200 asa, filmlerin standart hızlarıdır. Yüksek asa filmler ( örneğin
; 400 asa ) ışığa daha fazla duyarlıdır. Düşük asa filmler ( örneğin ;
50 asa film ) ışığa daha az duyarlıdır. Bu bilgiyi daha anlaşılabilir
hale getirebilmek için ; yüksek asa filmlerle ışığın daha az olduğu (
loş ışık - az ışık ) koşullarda daha kolay çekim yapılabileceğini, düşük
asa filmlerle çekim yapabilmek için de daha fazla ışık bulunan koşulların
gerektiğini söylemeliyim. Örneğin ; iç mekanda , pencereden giren bir
miktar ışığın aydınlattığı ortamda fotoğraf çekmek istediğinizde 400 asa
- 800 asa gibi yüksek hızlı filmleri, ışığın fazla olduğu dış mekanlarda
ise 50 asa - 100 asa gibi düşük hızlı filmleri tercih etmelisiniz. Çünkü
iç mekanda yetersiz ışık koşullarında düşük asa bir filmle ( örneğin ;
50 asa ) çekim yaptığınızda, diyaframı sonuna kadar açsanız bile, makinanızın
pozometresi enstantane değerini çok düşük ( örneğin ; 1 / 2 veya 1 / 4
enstantane ) gösterebilir ki, bu koşullarda tripod kullanmıyorsanız, makinanızın
titremesi sonucu net olmayan görüntüler elde edersiniz. Veya tripod kullanıyor
olsanız bile, bir insan portresi yapıyorsanız, modelinizin en küçük bir
hareketi, kötü sonuçlar almanıza yol açabilir. Ancak 800 asa gibi yüksek
hızlı bir film kullanıyorsanız ( filmler arasındaki hız farkı da , enstantane
değerlerinde olduğu gibi birer stoptur. 50 asa bir filmle, 800 asa film
arasında 4 stop hız farkı vardır ) çok düşük enstantane kullanmak durumunda
kalmazsınız ve dolayısıyla netsizlik sorunu yaşamazsınız.
Öte yandan yüksek hızlı filmler iri gren yapacaktır
ve dolayısıyla görüntüde detay kayıplarına yol açacaktır. Buna karşılık
düşük hızlı filmler ince gren filmler oldukları için bütün detayları kaydetmenizi
sağlayacaklardır. Ancak bazı durumlarda, iri grenli sonuçlar elde etmek
size keyif verebilir, bu türden görüntüler, yapmak istediğiniz fotoğrafların
daha etkili olmasını sağlayabilir. Dolayısıyla, tercihinizi bu yönde kullanmak
isteyebilirsiniz.
Filmleri ; hız farklılıklarının dışında, başka özellikleri
ile de tanımalısınız. Öncelikle; Negatif filmler ve Pozitif filmler olarak
iki ayrı film olduğunu bilmelisiniz. Negatif filmleri ; Siyah - Beyaz
( S/B ) Negatif filmler , Renkli Negatif filmler olarak düşünün. Pozitif
filmler ( Dia - Slayt - Saydam, hepsi aynı şeyi anlatır ) , çekimlerinizden
sonra görüntüleri pozitif ( fotoğraf kartlarının üzerindeki gibi ) olarak
görmenizi sağlar. Dia projeksiyon makinaları yardımıyla da perdeye yansıtılmak
suretiyle çok büyük boyutlarda izlemenize yardımcı olur. Her bir karesi
kesilip ayrı ayrı plastik küçük çerçevelere yerleştirilmek suretiyle kolayca
arşivlenebilir. Dialarınızın , kart baskısını da yaptırabilirsiniz.
Filmler bir başka yönden de iki gruba ayrılır. Daylight ( gün ışığı )
filmler , tungsten ( yapay ışık ) filmler. İsimlerinden de anlaşılacağı
gibi, gün ışığı koşulları için ayrı bir film, yapay ışık koşulları için
ayrı bir film bulabilirsiniz.
Filmlerin markaları konusuna burada yer vermek istemiyorum. Ancak, filmlerin
içinde bulunduğu karton kutularının renklerine dikkat edin. Bu renkler
size filmlerin duyarlı oldukları renkler için ipucu verecektir ( renkli
negatif ve dia için ). Bir markanın kutusunun renkleri sarı ve kırmızı
ağırlıklıdır. Bu renkler, filmin bu iki renge duyarlı olduğunu, bu renkleri
çok daha iyi tesbit ettiğini gösterir. Yani , sonbaharda doğa fotoğraflarını
bu filmle çekmeniz daha isabetli olacaktır. Bir başka filmin kutusu yeşil
ağırlıklıdır. Bu da yeşil tonlara karşı çok duyarlı olduğu anlamını taşımaktadır.
O halde ilkbaharda doğa çalışmalarınızda bu filmi kullanmanız daha isabetli
olacaktır. Diğer bir filmin karton kutusu mavi ağırlıklıdır. Demek ki
film alırken, filmlerin böyle özellikleri olduğunu hatırlayarak, seçiminiz
buna uygun yapmalısınız.
Ayrıca filmlerin karton kutuları içinde ( Siyah - Beyaz filmlerde sizin
için önemli olabilir ) yıkama süreleri ve sıcaklık dereceleri bir tablo
ile gösterilmektedir. S / B filmlerinizi kendiniz yıkıyorsanız, bu tablodaki
bilgilerden yararlanabilirsiniz.
Makinanızın alt kısmında ( mekanik makinalar için
) parmağınızla basınca ileri doğru itebileceğiniz küçük bir buton göreceksiniz.
Bu buton, çekimlerinizi tamamladıktan sonra filmi geriye ( film kasetine
) sarmak için gereklidir. Filminizi çekip bitirdikten sonra bu butona
basıp makaranın boşalmasını sağlayın ve makinanın üstündeki geri çevirme
kolunu ok işareti yönünde çevirin. Geriye sarma işlemini böyle yapmazsanız,
filminiz makaradan boşalmadığı için perforeleri yırtılacak ve zorlanıp
parçalanacaktır.
Filminizi tamamen sardığınızda, sarma kolunun bir anda boşa döndüğünü
hissedeceksiniz. O zaman makinanın kapağını açıp filmi alabilirsiniz.
Makinalarda bir de self timer butonu vardır. Makinanızın ışık ölçümünü,
netlemesi ...vs. yaptıktan sonra bu butona basıp makinanın karşısına geçip
kendi fotoğrafınızı çekebilirsiniz. Sekiz saniye süresi olan self timer,
bunu yapmanızı sağlayacaktır.
Bunlardan başka makinalarınızın üzerinde pil haznesi, flaş yuvası, deklansör
hortumu yuvası, kurma kolu , tripoda bağlanma yeri ( altta ) ve objektif
takıp çıkartmak için kilit düğmesi bulacaksınız.
Çok önemli diğer bir aparat ise Objektif' lerdir.
Objektif kalitesi, yapacağınız fotoğrafın kalitesinde belirleyici rolü
olan belki de en önemli faktördür.
Amatörlerin en fazla kullandığı küçük format ( 35 mm. film kullananan
) makinalar için en önemli objektif, 50 mm. normal objektif' tir. İnsan
gözüne en yakın görüntüyü kaydettiği varsayılarak bunlara normal objektifler
denmektedir. Orta format makinalarda ( hangi format olduğuna bağlı olarak
) normal objektif 85 mm. - 90 mm. , büyük format makinalarda 105 mm. ve
daha yukarısı normal objektif ' tir. O halde objektifin konumunu belirleyen
şey, makinanın kullandığı filmin formatıdır, denebilir.
Küçük format makinalar için 50 mm. den başlayarak, aşağı doğru 35 mm.
28 mm. 24 mm. 19 mm. 16 mm...........ve diğerleri geniş açı objektiflerdir.
Geniş açı objektifleri makinanıza taktığınızda, vizörden bakın, 50 mm.
objektifle gördüğünüz alana oranla çok daha geniş bir alanı göreceksiniz.
Görme açısı , (mm. cinsinden) objektifin açısını tanımlayan rakamlar küçüldükçe,
giderek daha çok genişleyecektir. Örneğin ; 16 mm. bir objektif 24 mm.
objektife göre daha geniş bir alanı fotoğraf karesine alacaktır.
Bu bilgiden yola çıkarak , orta format objektiflerde ( normal objektifi
85 mm. kabul edersek ) 65 mm. , 50 mm. , 35 mm...........geniş açı objektiflerdir
diyebiliriz. Veya büyük format bir makinada ( normal objektifi 105 mm.
kabul edersek ) 90 mm. ,50 mm., 35 mm..............geniş açı objektiflerdir
diyebiliriz.
Bu bilgilerin ışığında, normal bir objektife göre ( mm. cinsinden )daha
yüksek rakamlarla ifade edilen objektiflerin de dar açılı objektifler
olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin küçük format makinalar için ; 70 mm.,
85 mm., 105 mm., 210 mm., 300 mm.,500 mm., 600 mm............objektifler
dar açılı objektifler ya da tele objektifler olarak tanımlanır.
Aynı şeyi orta format bir makine için düşünürsek ; 105 mm., 200 mm., 300
mm., 500 mm..............objektifler tele objektifler olacaktır. Büyük
format bir makinada ise ; 200 mm., 300 mm., 500 mm...........tele objektiftir.
Rakamlar büyüdükçe, görme açısının daha fazla daralacağı açıktır. Örneğin
; 500 mm. bir objektifin görme açısı, 200 mm. bir objektife göre daha
dar olacaktır.
Bunun dışında üzerinde hareketli bir bileziği bulunan
değişken odaklı zoom objektifler de vardır. Örneğin ; 28 mm. - 70 mm.
aralığını kapsayan zoom bir tek objektif , 80 mm. - 210 mm. aralığını
kapsayan bir tek objektif , 100 mm. - 300 mm. aralığını kapsayan bir tek
objektif ..............gibi.
Bir de makro objektifler vardır ki, bunlar da çok
küçük nesneleri ( çiçek,böcek.....gibi) büyük boyutlu fotoğraflamak için,
yani söz konusu objeleri çok daha yakın plan çekebilmek için kullanılırlar.
Çoğunlukla makinalarımızda kullandığımız normal objektiflerin, geniş açı
ya da tele objektiflerin, aynı zamanda makro özellikleri de bulunabilmektedir.
Bununla birlikte, sadece makro çekim yapmak üzere üretilmiş çok özel körüklü
makro objektifler de vardır.
Objektiflerin üzerinde ; diyafram açıklığını belirlemenizi
sağlayacak olan bir diyafram bileziği, bir netleme bileziği ve eğer değişken
odaklı zoom objektif ise hareketli bir zoom bileziği bulunacaktır.
En önemli unsur diyafram bileziğidir. Fotoğraf makinalarında en fazla
bilinmesi gereken eleman diyafram açıklığıdır. Elektronik makinaların
önemli bir kısmında enstantane değerlerinde olduğu gibi , diyafram açıklığı
da gövde' den belirlenir ve makinalardaki ekrandan görünür.
Ancak mekanik makinalarda diyafram açıklığı, objektif üzerindeki diyafram
bileziği hareket ettirilerek belirlenir.
Diyafram bileziği üzerindeki standart diyafram açıklıkları şu rakamlarla
gösterilir.
1,4 diyafram
1,7 diyafram
1,8 diyafram
2 diyafram
2,8 diyafram
3,5 diyafram
4 diyafram
5,6 diyafram
8 diyafram
11 diyafram
16 diyafram
22 diyafram................gibi. Objektiflerin tamamında diyafram açıklığı
1,4 den başlamayabilir. Bir kısmı 1,7 den , bir kısmı 1,8 den, bir kısmı
2 veya 2,8 den , hatta 5,6 dan başlayabilmektedir. Bunun yanında, özellikle
elektronik makinalarda 22 diyaframdan sonra 32 diyafram, 45 diyafram gibi,
diyafram açıklıkları da bulunabilmektedir.
Enstantane ( örtücü hızı ) ve filmlerin hızı ( asa değeri ) n da olduğu
gibi , diyafram değerlerinde de , her diyafram değeri ile yanındaki diyafram
değeri arasında bir stop ( bir durak ) fark olduğu kabul edilir.
Bu itibarla; 2 diyafram ile 2,8 diyafram arasında bir stop fark , 1,8
diyafram ile 3,5 diyafram arasında üç stop fark, 2,8 diyafram ile 16 diyafram
arasında altı stop fark olduğunu söyleyebiliriz.
Diyafram bileziği üzerindeki rakamlar küçüldükçe,
diyafram açıklığının o oranda artacağını ve diyafram bileziği üzerindeki
rakamlar büyüdükçe diyaframın o oranda kısılacağını unutmamalısınız.
Örneğin ; 1,4 diyafram , en açık diyaframdır. Buna karşılık 22 diyafram
en kısık diyaframdır. 2 diyafram , 5,6 diyaframa göre daha açık bir diyafram
değeridir. 11 diyafram, 3,5 diyaframa göre daha kısık bir diyaframdır.
Açık diyafram kullandığınızda net alan derinliği azalacak, kısık diyafram
kullandığınızda net alan derinliği artacaktır. Anlaşılması en zor gibi
görünen , ancak bir kez mantığını oluşturabildiğinizde çok basit ve yalın
bir bilgiye dönüşen net alan derinliği konusunu kavrayabilmek için somut
bazı örneklerden hareket etmek yararlı olacaktır.
Herhangi bir alanda ( iç mekanda veya açık alanda ) herhangi bir insan
fotoğrafı çekmekteyseniz. Yani fotoğraftaki asıl obje ( ilgi odağını oluşturan
nesne ) bu insan ise. Bu insanı ön plana aldınız, yakınlaştınız ve yakın
plandan yüzünü fotoğraf karesinin bir bölümüne yerleştirdiniz , netlemeyi
yaptınız. Arka planda da başka objeler ve nesneler var ve derinliğe doğru
başka nesneler fotoğrafın arka planında, yani fonda görünmekte. Fonda
bulunan bu nesnelerin de net çıkmasını istiyorsanız, diyafram bileziğini
kısmalısınız ( yani 22 diyaframa doğru kaydırmalısınız ). Fonda bulunan
nesnelerin fotoğrafa katkı yapmayacağını düşünüyorsanız, ön plandaki insan
yüzünü arka plandaki diğer görüntülerden soyutlamak istiyorsanız, diyaframınızı
açmalısınız ( yani 1,4 diyaframa doğru kaydırmalısınız ). Diyafram açıklığını
artırdığınız ölçüde, derinlikteki ( arka plandaki ) nesneler flu' laşacaktır.
Bunu somut bir şekilde kart baskısı üzerinde görebilmek için , cansız
herhangi bir nesne ile şöyle bir çalışma yapmanızı öneririm ; Bu nesneyi
ön palana alın ve nesneye 50 - 60 cm. kadar yaklaşarak netlemenizi yapın
( Makinanız tripoda bağlı olursa daha iyi olacaktır. Böylece sabit bir
mesafeden çekimlerinizi tekrar etmiş olursunuz. Ancak tripodunuz yok ise,
mümkün olduğunca nesneye olan uzaklığınızı bozmadan çekimlerinizi yapın
) . Önce diyafram değerini en açık diyaframa alın ( makinanızdaki en açık
diyafram değeri ne ise onu alın ) ve deklanşöre basın. Sonra sırasıyla
birer stop kısarak en kısık diyaframa kadar 7 - 8 kare aynı görüntüyü
tekrar tekrar çekin. Filminiz yıkanıp sonuçlarını aldığınızda, az önce
aktarmaya çalıştığım net alan derinliği konusu, sizin için somut ve basit
bir bilgiye dönüşmüş olacaktır.
Tam da bu noktada ; ışık ölçümü ( pozlama ) konusuna
girmekte yarar var. Çünkü diyafram açıklığı ile örtücü hızı arasında (
bu iki değişken arasında ), kavranması gereken bağlantı oldukça önemlidir.
Yukarıdaki örneği esas alıp, bu bağlantıyı kavramaya
çalışırsak ; net alan derinliğini somut bir şekilde algılamak üzere seçtiğiniz
nesnenin çekimlerini yaparken, kullandığınız ilk diyafram değeri en açık
diyafram değeri idi. Varsayalım bu diyafram değeri 1,4 diyafram açıklığı
olsun. Bu nesnenin üzerinden ışık ölçmekteydiniz. Deklanşöre hafifçe parmağınızı
dokunduğunuzda, pozometreniz size enstantane ( örtücü hızı ) değeri verecektir.
Diyelim ki bu değer 1 / 250 sn. olsun. İkinci kareyi 1.7 diyaframla çektiğinizde
( bir stop kısmış oluyorsunuz ), enstantane değerinin 1 / 125 sn. ye düştüğünü
göreceksiniz. Çekimlere devam ettikçe, diyaframın her kısılışında , buna
karşılık gelen enstantane değeri de tam tersine bir stop düşecektir. Yani
, diyaframı kısmak suretiyle, objektiften gelen ışığı her defasında bir
stop azaltmaktaydınız. Buna karşılık enstantane ( örtücü hızı ) değeri
düşmekte ve gelen ışığın pozlama süresini uzatmak suretiyle, pozlama miktarını
tamamlamaktadır. O halde, diyaframınızı kaç stop kısarsanız, enstantane
değerinizi o ölçüde düşürmeniz gerekecektir. Veya tersi durumda ( yani
enstantane değeri yükseltildiği ölçüde ) , diyafram açıklığının artırılması
gerekecektir. Demek ki, bir stop diyafram açıklığı ile bir stop örtücü
hızı birbirleriyle eşit pozlama değeri ifade etmektedir.
Özellikle S/B fotoğrafı seven amatör fotoğrafçılar
için , fotoğraf kartlarından da kısa sözetmek gerekir. Fotoğraf kartları
;
0 numara kart
1 numara kart
2 numara kart
3 numara kart
4 numara kart
5 numara kart........olarak sertlik derecelerine ( filmlerde olduğu gibi
gren yapılarına-duyarlılıklarına ) göre derecelendirilmişlerdir. 2 numara
kart orta sertlikteki ( normal kart ) kart olarak kabul edilir. 3 - 4
- 5 numara kartlar sert kartlar ( 5 en sert karttır ), 1 ve 0 numara (
00 numara kart' da vardır ) kartlar ise yumuşak kartlardır ( 0 en yumuşak
karttır).
Genel olarak, beklemediğiniz ölçüde koyu çıkmış olan negatifleriniz için
yumuşak kartları, açık çıkmış negatifleriniz için ise sert kartlar kullanmanız
önerilir. Yumuşak kartlar ince gren kartlardır, sert kartlar ise iri gren
kartlardır. Yumuşak ton geçişleri elde etmek için yumuşak kartları, kontrast
sonuçlar elde etmek için ise sert kartları tercih etmelisiniz.
Kartlar ayrıca, plastik tabanlı ve kağıt tabanlı oluşlarına göre de ayrılırlar.
Amatörlerin kullandığı kartlar daha çok plastik tabanlı kartlardır. Ancak,
iyi bir sergi çıkartmak kaygısı taşıyorsanız kağıt tabanlı kartları tercih
etmelisiniz.
Bundan başka kartlar ; mat kartlar - yarı mat kartlar ve parlak kartlar
olmak üzere üç kısma ayrılırlar. Mat ve yarı mat kartlar, baskı sonrası
rötüşlama gereği doğduğunda rötüş yapmak için elverişli kartlardır. Ancak
parlak kartlarda bunu yapmak olası değildir. O nedenle amatörlere, daha
çok mat ve yarı mat kartlar önerilir.
Fotoğraf çekerken, nasıl ışık ölçümü yapılacağına ve nelere dikkat edileceğine
dair bilgiler de şöyle özetlenebilir.
Açık havalarda ( özellikle yaz aylarında ) günün öğle saatlerinde ( ışık
çok sert olacaktır ) fotoğraf çekmekten kaçınmalısınız. Sabah erken saatleri
( 08.00 - 09.00 saatleri ) ile akşam geç saatleri ( 16.00 - 17.00 ' dan
sonra ) tercih etmelisiniz. Özellikle gün ışığının iyice yatay geldiği
ve nesnelerin üzerinden yansıyan ışığın nesneleri turuncu renge dönüştürdüğü
saatler çekim yapmak için en güzel zamanlardır. Renkli negatif ya da dia
çalışıyorsanız, alacağınız sonuçlar mükemmel olacaktır.
Kapalı havalarda ise günün her saatinde rahatlıkla çekim yapabilirsiniz.
Işığın homojen olduğu bu zamanlar, fotoğraf çekmek için ideal zamanlardır.
Çekim yaparken, ışık ölçmek için başvurulacak en
iyi şey bir gri karttır. Filmler, bütün nesnelerin % 18 ışık yansıttığı
varsayılarak ( orta gri ) üretilmiştir. Gri kart ise bu varsayıma uygun
olarak üretilmiş orta gri bir karttır. Yukarıda belirtilen ışık koşullarında
gri karttan ışık ölçümü yapılması halinde , pozlama son derece iyi olacaktır.
Gri kart bulunmaması halinde elinizin dış yüzeyinden, insan çekiyorsanız
onun yüzünden ( asyalı bir insanın esmerliğindeki - buğday koyuluğundaki
ten rengi gri karta en yakın sonucu verecektir ) ışık ölçebilirsiniz.
Üzerinizde bir kot pantolon varsa ( buz mavisine yaklaşmış açıklıktaki
bir kot pantolon ) ışık ölçebilirsiniz. Çamur değilse yüzeydeki topraktan.........vb.
orta griye yakın tonlar taşıyan diğer yüzeylerden ışık ölçebilirsiniz.
Parlak olduğu için çok ışık yansıtan yüzeylerden ışık ölçmekten kaçınmalısınız.
Ya da siyah, koyu, sert gölge alanlardan ışık ölçümü yapmamalısınız. Fakat
koşullar bundan başka bir şeye izin vermiyorsa ; örneğin yüzey kar ile
kaplı ise, doğrudan kar' dan ışık ölçüp diyaframınızı iki stop açın veya
enstantanenizi iki stop düşürün. Yüzey tamamen koyu ve siyaha yakın tonlarda
ise, bu kez az öncekinin tersine, iki stop kısıp çekim yapmalısınız.
Çekim planınız ( kadrajınız ), toprak yüzeyi ve bu yüzeydeki nesneleri
, aynı anda da gökyüzünü kapsıyorsa, bu durumda toprak yüzeyden yapacağınız
ışık ölçümünü esas almalısınız. Makinanızı böylesi durumlarda asla otomatik
pozlama konumuna almamalısınız. Toprak yüzeyin yansıttığı ışıkla gökyüzünün
ışığı arasında ( özellikle açık havalarda ) 5 - 6 stop fark olacağını,
her ikisinden de ayrı ayrı ışık ölçümü yaparak görebilirsiniz. Amatörlerin
en önemli hatası ( eğer diyafram açıklığının net alan derinliği konusundaki
etkisini kavramış iseler ) objektiflerini istedikleri diyafram açıklığına
getirdikten sonra örtücü hızlarını ( enstantanelerini ) otomatiğe almalarıdır.
Aynı anda az ışık yansıtan koyu alanlar ve çok ışık yansıtan parlak alanlar
fotoğrafta yer alıyorsa, mutlaka ışık ölçümünüzü yukarıda belirtildiği
gibi yapmalısınız. Çok zorlandığınız durumlarda ise, fotoğrafa giren farklı
alanlardan ayrı ayrı ölçüm alarak bunların ortalamasına göre çekim yapın.
Birbirinden çok uzak değerler çıkması halinde, çekim yapmaktan kaçının.
Çekim sırasında dikkat edilmesi gereken bir başka şey de ; çekim yaptığınız
alan tamamen gölgede kapalı bir alan ise, objektifiniz açık alanda ( çok
ışık gören alanda ) olmamalıdır. Objektifiniz de çekim alanıyla aynı ışık
koşullarında olmalıdır.
Amatörlerin ( yeni başlayanların ) en önemli çıkmazlarından
birisi , net fotoğraf yapamamalarıdır. Netleme konusunda sorun yaşamamak
için yapılacak en iyi şey, çekim yapmaksızın bol bol netleme egzersizi
yapmaktır. Netlemeyi, vizörden bakıldığında yapılan karenin tam ortasındaki
kristalize dairesel biçimin çizgilerinin çakıştırılması veya netleme sinyalinin
alınması yerine, aynı yerden bakarak nesneleri net görmeye çalışarak hata
yapmaktadırlar. Gözlerinde herhangi bir görme kusuru olmayan kimseler
bu dairesel alandan bakmak yerine, onun çevresindeki alandan bakarak nesneleri
daha berrak görebilecek ve kolayca netleme yapabileceklerdir.
Amatörlerin ( yeni başlayanların ) bir diğer kusuru
da ; ilgi odağı oluşturan nesneye yoğunlaşıp doğrudan ona netleme yapmalarıdır.
Bu arada fotoğraf karesi içinde yer alan diğer nesne ve alanları da fazlaca
dikkate almayınca ( yani yeterince ayıklama yapmayınca ), özellikle fotoğrafın
ön kısımlarından başlayan ve ilgi odağındaki objeye doğru giden bir netsizlik
ortaya çıkmaktadır. Böylece çok gereksiz bir şekilde fotoğrafın ön kısımlarında,
fotoğrafı zayıf düşüren geniş bir netsiz alan oluşmaktadır.
Fotoğrafçı, öncelikle çekim yapacağı alanı çok iyi görmelidir. Vizörden
baktığında, oluşan karenin her köşesine dikkat etmeli ve gözü bütün çerçeveyi
dolaşmalıdır. Eğer gereksiz bir nesne giriyorsa ayıklamalı ve kadrajı
değiştirmeli, gerekli bir nesne dışarıda kalıyorsa fotoğraf karesinin
içine almalıdır.
Bunu yeterince titizlikle gerçekleştirdikten sonra, fotoğrafa giren ve
objektife en yakın olan nokta netlenmeli, sonra derinlikteki ( arka plandaki
nesneleri veya ana objeyi ) net alabilmek için gerekli olan diyafram açıklığı
( 8, 11 veya 16 ) seçilip, çekim yapılmalıdır.
Amatörlerin bir önemli hatası da; gerekli diyafram açıklığını seçtikten
sonra, makinalarını önce yakın objeye çevirip netleme yapmaları ( yakın
obje yan taraflardaysa, kenarlarda kalıyorsa ) ve sonra dönüp fotoğrafın
çerçevesini yeniden oluşturup çekim yapmalarıdır. Öncelikle fotoğrafın
çerçevesini ( kadrajını ) yapın ve bunu hiç değiştirmeyin, bozmayın. Sağa
sola dönüp netleme yaparak, yeniden eski kadrajı yapma çabasına girmeyin.
Çerçeveyi oluşturduktan sonra, dilediğiniz diyafram açıklığını seçin ve
vizörden gözünüzü ayırmadan bütün kareyi gözden geçirin ( gözünüz fotoğraf
karesini dolaşsın ), en yakın objeyi saptayın, netleyin, çekim yapın.
TEKİN ERTUĞ
Karanlık odası temel bilgileri için...
|