|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa Sayı 20 Sergi Salonu PINHOLEPINHOLE PINHOLE NEDİR? Pinhole, objektifsiz fotoğraf demektir ve en eski fotoğraf tekniklerinden biridir. İngilizce’de iğne deliği (pinhole), fotoğraf literatüründe ise karanlık oda ya da karanlık kutu (Camera Obscura) adıyla anılan fotoğraf tekniği aslında oldukça basit bir ilkeye dayanır. Söz konusu ilke, bugünkü bilgilerimize göre, yaklaşık olarak milattan önce beşinci yüzyıldan beri bilinmektedir. Çinli düşünür Mo Ti, deneysel gözlemleri sonucunda, karanlık bir ortama açılan küçük bir delikten giren ışığın dışarıda bulunan ışıklı nesnenin tümüyle baş aşağı bir yansımasını meydana getirdiğini yazmıştı. Gerek teknik, gerekse tanım çok basittir: Karanlık oda/kutu fotoğrafı, objektifsiz fotoğraftır. Bilinen fotoğraf makinelerindeki objektiflerin yerini, 0,25-1 mm çapındaki bir delik alır. Işık bu delikten geçer ve karanlık ortam sağlayan kameranın içinde bulunan ışığa duyarlı yüzey üzerinde bir görüntü oluşturur. Sözü edilen iğne deliğinin karşısına bir fotoğraf filmi ya da fotoğraf kâğıdı koyduğumuz zaman, artık kutumuz fotoğraf çekmeye hazırdır.
Fotoğrafik görüntünün elde edildiği ilk günden bu güne, fotoğraf teknolojisinde sayısız yenilik ve değişim oldu. Ve genellikle fotoğraf için hep bir fotoğraf makinesine gereksinim duyuldu. Fotoğrafa başlamanın da, başlayamamanın da nedeni oldu “fotoğraf makinesi”… Fotoğraf için yalnızca bir karanlık kutunun (Camera Obscura) yeterli olduğu ilkesinden yola çıkarak, Adana’nın çeşitli ilköğretim okulları ve liselerinde okuyan bir grup genç ile, Pinhole Fotoğraf tekniğiyle anıtsal yapıları fotoğrafladığımız bu çalışma, gençlerin fotoğrafa başlamasının, sanatla ve sanatçılarla tanışmasının, dünyaya ve yaşadıkları kente farklı bakmaya başlamalarının da öyküsü aslında. 2003 yılında Çukurova Üniversitesi’nde Ahmet Selim Sabuncu’nun bir workshop’u vardı, pinhole fotoğraf tekniğine dair. 2006 yılında fotoğraf makinemin düşüp kırılmasına kadar bu tekniği uygulama girişiminde bulunmadım hiç. İşte bugün burada sergilediğimiz çalışma, biri olumlu, biri olumsuz iki olayla başladı aslında. Oysa ki öğrencilerimle fotoğraf alanında bir çalışma yapmayı AFAD’da fotoğrafa başladığımdan beri istiyordum. Ancak öğrenci ailelerinin ekonomik sıkıntıları yanında, fotoğraf için pahalı bir “fotoğraf makinesi”nin gerekli olduğu düşüncesi, klasik anlamda fotoğraf çalışması yapabilmemi olanaksız kılıyordu. Fotoğraf çekmek için sadece karanlık bir kutu olan camera obscura’ya ihtiyaç vardı ve onu da biz herhangi bir kutudan yapabilirdik. Gerisi sabır, emek ve özveri işiydi. Bu teknikten öğrencilerime ilk söz ettiğimde hiç biri inanmadı neredeyse. Cep telefonlarının bile “fotoğraf” çektiği, fotoğrafın bilgisayarla ilişkili karmaşık bir “teknoloji” olduğu çağımızda, basit bir konserve kutusuyla fotoğraf çekilebileceğine inanmak istememeleri, tüketime zorlanan bir nesil için oldukça “normal”di aslında. Tüm cep telefonları fotoğraf üzerinden pazarlanıyordu çünkü. Böyle bir çalışmayla fotoğraf için pahalı makinelerden çok, akıl ve özveriye ihtiyaç olduğunu, aslında fotoğrafı çekenin makine değil insan olduğunu göstermek de pekala mümkün olabilirdi. Adana’nın güney ucunda bir okul olan Adasokağı Lisesinde başladık bu çalışmaya ilkin 20-25 kadar öğrenciyle. İlk deneme çekiminde şansımız yaver gitmeyip de bir “görüntü” elde edemeseydik, çalışma daha başlamadan bitecekti. İlk çekimlerle beraber ben de öğrencilerimle birlikte öğrendim iğne deliği fotoğrafın inceliklerini. Teorik olarak bilmekle uygulama yapabilmek aynı şey değil çünkü. O yüzden bu çalışma öncelikle uygulamaya dayanan bir eğitim çalışmasıdır. Kullandığımız teknik, çalışmanın konusunu da belirledi: Adana ve çevresinin anıtsal yapılarını, kültür mirası ürünlerini fotoğraflayacaktık. Böylece öğrenciler hem tarihi eserlere karşı bilinçlenecekler, hem de böylelikle kentlileşme sürecine katkıda bulunacaktık. Bu arada fotoğraf çalışmaları ile öğrencilerin şiddete, uyuşturucuya ve suça yönelmeleri, zararlı sosyal çevrelerden uzak tutulması da engellenebilirdi. Gençler, fotoğraf aracılığıyla kendilerini ifade edebilirdi. Fotoğraf çalışmaları yanında, kentimizde gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası kültür sanat etkinliklerine, festivallere öğrencilerimizin katılımını sağladık. 2007 yılında iki öğrencimizin Adana Rotary Kulübü'nün düzenlediği 4. Uluslararası Fotoğraf Yarışması'nda sergileme ödülü alması, hemen sonrasında altı öğrencim ile Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi tarafından düzenlenen 5. Fotoğraf Günleri'ne katılmak, bizi buraya taşıyan en önemli kilometre taşı oldu. Geçen yılki Uluslararası İstanbul Fotoğraf Festivali’ne de gösteri ve söyleşi ile katıldığımızı, ayrıca İstanbul Lisesi’nde bir workshop yaptığımızı da belirtmeliyim. Yine geçen yıl Çukurova Üniversitesi Fotoğraf Kulübünün davetiyle üniversitede bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu eğitim-öğretim yılı başından itibaren başka öğrenciler de katıldı çalışmalara. Yaptığımız çalışmayı proje haline getirdik ve Ulusal Ajans’tan bir miktar hibe aldık. Bu projenin içinde bugün görev yapmakta olduğum Tepebağ Lisesi öğrencilerinin yanı sıra, Adana’nın farklı ilçelerinden iki ilköğretim okulu ve altı farklı liseden öğrenciler bulunmakta. Bu öğrenciler arasında dijital veya analog fotoğraf makinesi sahibi olanların olması, bu tekniğin bir “tarz” olarak değerlendirildiğini görmek açısından ayrıca sevindirici. Tüm bu öğrenciler bu süreçte fotoğrafı, karanlık odayı, AFAD’ı tanımanın yanı sıra fotoğraf aracılığıyla gerek Adana’dan, gerekse ülkemizden pek çok fotoğrafçıyı, ressamı, tiyatrocuyu, yazarı-çizeri, kısaca söylemek gerekirse farklı sanat disiplininden farklı sanatçıları yüz yüze tanıma olanağı buldu. Başta da belirttiğim gibi Adana’daki hemen hemen tüm etkinliklere katılmaktayız. Ve ben bu gençlerin arasından, önümüzdeki yıllarda, sadece iyi fotoğrafçıların değil, iyi müzisyenlerin, iyi ressamların, iyi oyuncuların da çıkacağına inanıyorum. Ama en önemlisi bu çalışmanın, en azından, kültür sanat bilinci belirli oranda gelişmiş, yaratıcı, çağdaş, katılımcı ve paylaşımcı entelektüel bireylerin yetişmesine hizmet edeceğini umuyorum. Bu çalışmanın başarıya ulaşmasında emeği geçenlere, özellikle fotoğraf konusundaki bilgilerini bizimle paylaşan ustalarımız Mehmet BALTACI ve S.Haluk UYGUR’a, AFAD Başkanı Tahsin SEZER ve Yönetim Kurulu üyelerine, tanıştığımız ilk günden beri çalışmamız konusunda bizi motive eden Engin ÖZENDES’e teşekkür ederim. KARANLIK KUTULAR
Camera Obscura Yapımı
Camera Obscura Çekimlerinden
PinHole Fotoğraflar
PinHole Negatif Pozitif Fotoğraflar
Önceki Sayfaya Geri Dön
Yazıcı Dostu |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||