Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Yrd.Doç.Dr. Hakan Öniz - Fotoğraflar Beste Rodoslu Topsal

MERSİN VE ANTALYA KIYILARINDA ARKEOLOJİK KEŞİFLER

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle Antalya ve Mersin İli kıyılarında yürütülen arkeolojik su altı çalışmalarında şu ana kadar çok sayıda bilinmeyen ortaya çıkartılmıştır. Bu yazıda Selçuk Üniversitesi ekibi tarafından Selçuk 1 bilimsel araştırma-inceleme gemisi kullanılarak yapılan çalışmalardan örnekler sunulacaktır.

1)    MERSİN KIYILARINDA YENİ KEŞİFLER:
 
Mersin kıyılarındaki çalışmalar bölgede bulunan batıklar ile antik limanların kayıt altına alınması ile bunların bilimsel çalışmalarının gerçekleştirilmesini amaçlamakta, ayrıca Kültür Bakanlığı adına dalışa yasak sahaların belirlenmesini ve revizyonunu hedeflemektedir. Selçuk 1 Gemisinin denize açıldığı bütün çalışmalarda olduğu gibi 2016 yılında yapılan bu çalışmaya da Kültür Bakanlığı adına bir temsilci -İzmir Müze Müdürlüğü’nden Mustafa Kiremitçi- bakanlık temsilcisi olarak katılmıştır.  Çalışmalarda klasik sualtı araştırma yöntemleri, sonar incelemeleri ve deniz dronu kullanarak hava fotoğraflarının alınması yöntemleri uygulanmıştır. Burun, kayalık kıyı ve liman alanlarında sığ sularda maske / palet / şnorkel, derin sularda aletli dalış yöntemleri uygulanmış, gemilerin batabileceği yerler, doğal ya da insan yapımı limanlarda araştırmalar yapılmıştır. Bu yöntemler gerek görüldüğünde motorlu botla dalıcıyı dipte çekme yöntemi ve su altı motorlarıyla (scooter) ile birlikte kullanılmış, böylelikle batık ya da eser olabilecek geniş alanlar taranabilmiştir. Ayrıca elektronik donanımlarla uygulanan su altı araştırma yöntemleri de hayata geçirilmiştir. Bunlar Yan Taramalı Sonar, Multi Beam Sonar ve Sub Bottom Profiler cihazları ile geniş alanların taranması, elde edilen görüntülerin GPS koordinatlarıyla kaydı ve ayrıca Magnetometre ile dipte demir kalıntılarının taranmasıdır.  Söz konusu çalışmalar aşağıda belirtilen sahalarda yapılmış, çeşitli batıklar, liman kalıntıları, çapalar ve başka arkeolojik malzemeler tespit edilmiştir. Söz konusu buluntular çalışılan Doğu Dağlık Kilikya Bölgesinde Tunç Çağı’ndan Osmanlı dönemine kadar geniş bir denizcilik perspektifinin varlığını ortaya koymaktadır.

Demirören - Anamur
Bu bölgede yapılan çalışmalar sırasında 10 ile 15 metre derinlikte; 6 adet tek delikli çapa, 1 adet T demir çapa, 1 adet taş çipo ve amphora parçaları bulunmuştur. Tespit edilen yapılar fotoğrafla belgelenmiş çizimleri yapılmıştır. Söz konusu alan antik bir demir madeninin kıyısındadır. Doğal ya da insan eliyle yapılmış bir liman özelliğinde olmayan bir yerde bulunan bu çapalar muhtemelen demir madeniyle bağlantılı bir şekilde orada olmalıdır.

Susanoğlu  - Yapraklı Koy Sonar Çalışması
Yan taramalı sonar ve dual beam sonar cihazlarının birleştirilmesiyle oluşan portatif sonar cihazının kullanıldığı sonar çalışmasında Susanoğlu Limanından başlayarak Narlıkuyu’ya kadar olan bölge taranmıştır. Sonar çalışmasıyla elde edilen görüntüler ofis çalışmalarında düzenlenip değerlendirilmiştir.

Susanoğlu Limanı
Limanda yapılan çalışmada antik döneme ait 3 basamaklı liman yapısı tespit edilmiştir. İlk olarak antik döneme ait liman kalıntıların fotoğraflanması yapılmıştır. Çekilen fotoğraflardan yararlanılarak yapılan photoscan programıyla limanın yapısı ortaya çıkarılmıştır. Bölgenin açığında yapılan araştırmada ise en az bir adet batığa ait amphora ve farklı seramik parçaları tespit edilmiştir. Liman kalıntıların çizimi yapışmış ve Autocad programıyla da çizimler dijital veriye dönüştürülmüştür. Drone ile alanın hava fotoğrafları çekilmiştir. Söz konusu rıhtım yapısı günümüzde modern yerleşim altında kalmış Korasion’a aittir. Korasion İsauria valisi Flavius Uranius tarafından 367-375 yılları arasında kurulmuştur. Kent gibi limanın da önemli bir bölümü modern yerleşim altındadır. Korasion Yarımadası’nın doğusunda yer alan Yapraklı Koyu da çalışmalarımız için önemli bir bölüm niteliğindedir. Bölge halkı tarafından burada bir batık şehir olduğuna inanılmaktadır. Bu konu zaman zaman basının da gündemine gelmektedir. Koyun tamamı bu yönüyle kapsamlı olarak incelenmiştir. Çalışmalarda 10 sene kadar önce düşmüş bir el arabası, kırık şezlonglar ve benzeri çöp dışında bir arkeolojik kalıntıya rastlanmamıştır.

Narlıkuyu
Bu bölgede yapılan çalışmalar sırasında 12 ile 17 metre derinlikte geniş bir alana yayılmış durumda bir batık tespit edilmiştir. Farklı tiplerde tamamı parça halinde çok sayıda amphora’ya ait olduğu düşünülen kalıntılar bulunmuştur. Batığa ait bir de demir çapa tespit edilmiştir.  

Kız Kalesi – Korykos
Erdemli İlçesi kıyısında yer alan Korykos yerleşiminin kıyısında ve kıyıdaki kalenin çevresinde yapılan incelemelerde bu bölgede alüvyon dolgunun antik zemini tamamen doldurduğu görülmüştür. Çevredeki akarsular ile kıyıdan yağmurla geldiği düşünülen alüvyon dolgusu dip zemini kapattığı için kıyıdaki kaleye ait mendirek dolgusu ve kentten denize inen kayalara oyulmuş merdivenler dışında herhangi bir arkeolojik kalıntı tespit edilememiştir. MÖ 2. Yüzyıldan beri varlığı bilinen Korykos Antik Kenti denizin kıyısına yerleşmiş önemli bir yerleşimdir. Yerleşimin mendireği, fener yapısı ve kıyıda denizle temas eden bütün yapıları dalga/tuzlu su ve rüzgârdan oluşan baskı altında erimektedir. Bu durum hava ve denizden çekilen fotoğraflarla tespit edilmiştir. Bu kentin hemen açığında yer alan meşhur Kızkalesi’nin çevresi de incelenmiştir. Ada çevresi sığlık olduğu için ilk olarak maske palet çalışmasıyla alan taraması yapılmıştır. Daha sonra tüplü dalış yapılmıştır fakat kayda değer herhangi bir kalıntı bulunamamıştır. Bölgenin sualtında az miktarda amphora parçası görülmüş ancak herhangi bir çapa bulunamamıştır. Burası da muhtemelen alüvyon dolgu altındadır.

Akçakıl-Holmi
Silifke Taşucu’nun batısında yer alan Akçakıl küçük bir yarımadanın doğusuna bakmaktadır. Bu alanda dalış yapıldığında bir mendirek yapısı tespit edilmiştir. Mendireğe ait duvar formu görüntüsü veren kalıntıların tamamı yaklaşık 1-3 metre sualtında bulunmaktadır. Mendirek yapısının fotoğrafları çekilmiş ve daha sonra ise çizim çalışması yapılmıştır. Alanda ayrıca kırık seramik parçaları da tespit edilmiştir. Drone ile hava fotoğrafları çekilerek belgelendirme çalışmaları bitmiştir. Alanda yapılan çizimler autocad ile tekrardan çizilerek dijital veriye dönüştürülmüştür. Yapılan incelemeler bu mendireğin Holmi Antik Kentinin liman mendireği olduğunu göstermektedir Liman alanı bir kamp olarak işletilmektedir. Karadaki arkeolojik kalıntıların bir bölümünün üstü örtülü durumdadır.

2)    ANTALYA – ADRASAN TABAK BATIĞI SU ALTI KAZISI

Antalya’nın Kumluca İlçesine bağlı Adrasan beldesinde, 2014 yılında başlayan Doğu Roma Tabak Batığı’nın kazı çalışmaları, 2016 yılında da devam etmiş ve önemli sonuçlar elde edilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Antalya Müze Müdürlüğü başkanlığında, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Doç.Dr.Harun Özdaş ile Selçuk Üniversitesi’nden Yrd.Doç.Dr. Hakan Öniz bilimsel danışmanlıklarında yürütülen kazı çalışmalarında çok sayıda sağlam tabağa ulaşılmıştır. Bu kazı 20 yıllık bir aradan sonra Türk Bilim Adamları tarafından yürütülen ilk sualtı kazısıdır.  
Selçuk Üniversitesi’ne ait Selçuk 1 Gemisi üzerinden yapılan dalışlarda, her iki üniversiteden ekipler yer almış, çalışmaların tamamına Antalya Müze Müdürlüğü adına Arkeolog Yunus Susam da katılmıştır.  Kazı çalışmalarına başlamadan önce, batık alanının fotomozaiği oluşturulmuş, her bir eserin ölçekli çizimi yapılarak bilgisayar ortamında bu plana işlenmiştir. Açılan tabakalarda bulunan her bir obje numaralı poşetlere koyulduktan sonra yerinde fotoğraflanmış, kasalara konularak kaldırma balonlarıyla gemiye çıkarılmış ve su tanklarına koyulmuştur. Gemide eserlere envanter numaraları verilip tekrar fotoğraflanmış ve kazı bitiminde çıkarılan tüm eserler, Müze Müdürü Mustafa Demirel’in eşliğinde Antalya Müzesine teslim edilmiştir. Söz konusu eserlerin tuzdan arındırma işlemleri Antalya Koruma ve Onarım Laboratuvarı’nda gerçekleştirilmektedir. Eserler 2107 yılında Antalya Müzesinden özel bir bölümde sergilenecektir.

3)    SİLİFKE DANA ADASI TERSANESİ ÇALIŞMALARI

Silifke Dana Adası kıyılarında 2015 yılında Selçuk Üniversitesi tarafından Silifke Müze Müdürlüğü denetiminde su altı araştırmaları yapılmış, ada çevresinde Tunç Çağından Doğu Roma dönemine kadar çapalar, batıklar ve başka arkeolojik kalıntılar bulunmuştur. Bu çalışmalar sırasında adanın kuzeybatısında gemi rampaları tespit edilmiş, 2016 yılında yapılan çalışmalar sırasında denizcilik arkeolojisi ile ilgili çok önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Bu çalışmalar, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleriyle Silifke Müzesi başkanlığında Selçuk Üniversitesi Sualtı Arkeolojisi Ana Bilim Dalı ile Sualtı Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ekibi tarafından hayata geçirilmiştir. Çalışmalar Mersin Turizm Altyapı Birliği, Mersin Deniz Ticaret Odası ve Mersin Ticaret ve Sanayi odası tarafından desteklenmiştir.
Araştırma süresince, Dana Adası üzerinde farklı dönemlerde kullanılmış bir tersane alanı içinde toplam 274 adet çekek yeri bulunmuş ve çizimleri yapılmıştır. Bu çekek yerlerinin 254’ü denizden başlayarak kıyıda devam etmekte, 17’si ise kıyıdaki çekek yerinin arkasında, 2 veya 3. sırada yer almaktadır. Çekek yerlerinin arkasında ise gemiler için gerekli donanımların yapıldığı atölyeler, gemi yapım ustalarının konaklama alanları, askerlerin konaklama alanları, askeri ve dini yapılar, yönetici yapıları, gemi çekimi ve gıda ihtiyaçları için gereken hayvanların ahır alanları, demir eritme, işleme ve döküm atölyeleri, hamam, iskele ve rıhtım alanları, dükkânlar, görkemli olabilecek villalar, sütunlu alanlar, gözetleme kuleleri gibi yapılar bulunmaktadır. Söz konusu yapıların büyük çoğunluğu harçsız taş yapılardır ve mimari formları Demir Çağı’nı hatırlatmaktadır. Aralarında iki kilise ve bir hamamın da yer alığı az sayıda yapı Geç Roma dönemine tarihlenmiştir. Kıyıda bulunan çekek yerlerinin önemli bir bölümü doğal etkilerle tahrip olmuş durumdadır. Bu nedenle erken dönem çekek yerlerinin bir bölümü tespit edilememiştir. Yapılan kıyı çizimlerinde çekek yerleri arasında bazı boş alanlar bulunmaktadır. Bu boşluk alanlar da muhtemelen tamamen deforme olmuş çekek yerleri olmalıdır.

Ada üzerinde bulunan tersane alanı muhtemelen ülkemizde ve dünyada günümüze kadar bulunmuş en büyük tersane alanıdır. Yapıların bir ada üzerinde bulunması; adanın arkeolojik-doğal sit alanı olması, özel mülkiyet bulunmaması ve herhangi bir yapılaşmanın olmaması nedeniyle insan etkili bir bozulma mevcut değildir. Yalnızca doğal etkilerle zarar görmüş alan, dünyada muhtemelen in-situ özelliklerini koruyan çok nadir tersaneler arasındadır.

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa