Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Saygun Dura

Su altı fotoğraflarımdan oluşan bir seri ile 2021 yılında açılacak olan sergim için çalışmalarıma yoğun bir tempoda devam ediyorum. Açılış tarihine kadar yaklaşık olarak dört yıl zamanım olmasına rağmen büyük bir heyecanla, yarına yetiştirmem gerekiyormuş gibi uğraşıyorum. Fotoğraf amaçlı bir dalış seyahatinden yeni dönmüştüm ve bir hafta sonra gideceğim yeni yolculuk için ekipman temizliği ile uğraşırken Fotografya’nın yayın kuruluna verdiğim söz öncelik kazandı. Benden istenen yazıyı evin dışında, denizi seyrederek keyifle yazabileceğimi düşünerek Moda’da çay bahçesinde oturdum. Yazıya başlamadan önce bir kahve eşliğinde Marmara Denizi’ni seyretmenin mutluluğunu yaşadım. Çok geçmeden, her zaman olduğu gibi denizin altını hayal etmeye başladım, bu durum çocukluğumdan beri böyledir. Bu denizde kimbilir ne canlılar, ne batıklar vardır ve ne sürprizleri barındırıyordur. Bu gizemi düşünürken yaptığım dalışlardan sahneler gözümün önüne geliyor. Ne mutlu ki tutku ile bağlı olduğum böyle bir uğraşım var ve sürdürebiliyorum, bunu hissetmek bana huzur veriyor. Çay bahçesinde oturan insanlara bakıyorum, tabii ki dalış yapmak için benim gibi deliye dönmüyorlardır fakat büyük bir kısmı da oradan gelecek görüntülere kayıtsız kalmayacak ve ilgileneceklerdir diye düşünüyorum. Burada fotoğraf da devreye girmiş bulunuyor ve hem dalış hem de fotoğraf olunca benden mutlusu yok.

Scuba dalışlarına 1987 yılında, bilinçli ve yoğun ilgiyle fotoğraf çekmeye ise dalış yaşamımdan altı yıl önce başladım. Fotoğrafın teorisi ve pratiğini özümseyerek su altı fotoğrafçılığına başlamanın pek çok avantajı var. Mesleğim olan reklam fotoğrafçılığı ise benim ışık yapabilme becerimi geliştirdi ve bu tecrübemden su altında da faydalanabilmekteyim. Su altında çekeceğiniz fotoğrafların büyük çoğunluğunda suni ışık kaynaklarını, genelde de flaşları kullanarak ışığınızı yaparsınız. Sizin ışığı kullanım şekliniz, fotoğraf dilinizi belirleyen önemli ögelerden biridir. Su altında ağırlıklı olarak geniş açı çekimlere yönelmemin nedenlerinden biri de ışık kullanımında daha kişisel çözümler üretebilmemdir. Yaşamınızdaki ilgi alanlarınız da fotoğraf anlayışınızı, tercihlerinizi belirleyebiliyor. Güncel sanatı sürekli olarak takip etmeye çalışıyorum. İlk sergim kavramsal bir çalışmaydı ve su altında da türleri belgelemekten ziyade kendi yorumumla elde ettiğim fotoğraflar tercihim oluyor. Fotoğrafı çekmeden önce hayal ettiğim imgeyi, ışığı ve kompozisyonu ile kafamda bitirmiş oluyorum, ardından fotoğraf tekniklerini kullanarak o görüntüyü oluşturmaya çalışarak fotoğrafımı çekiyorum. Su altında fotoğraf çekebilmek, günümüz teknolojisi sayesinde zor olmaktan çıktı fakat güçlü bir fotoğraf elde edebilmek, bunu sürdürebilmek,  üslup oluşturabilmek ancak disiplinli ve çok çalışmakla, kendini geliştirmekle mümkün olabilir. Her dalıştan yeni bir tecrübe ile çıktığımı fark ediyorum. Su altı maddi, manevi zorlukları olan bir tutkudur, ancak çok sevmenizle sürdürebiliyorsunuz ve armağanlarını almaya başlıyorsunuz. İlk su altı fotoğrafçılarımızdan biri olan Zareh Magar su altı sevgisini, “insan suya girdiği zaman kendisini annesiyle kucaklaşırmış gibi hissediyor” diye tanımlıyor. Hazır yeri gelmişken, su altı fotoğrafçılığımızın geçmişini araştırma imkanım oldu ve Sualtına Işık Tutanlar isimli sergi ve kitabın küratörlüğünü yaptım. Bu projeyi hazırlarken ilk su altı fotoğraf sanatçılarımızın fotoğraf arşivlerini görebilme imkanım oldu. Ağırlıklı olarak Marmara’da çekilmiş bu karelerde yakın geçmişin sunduğu çeşitlilik, bolluk ve temizliğe şahit oldum. Ne yazık ki Marmara Denizi’ne gerekli özeni gösteremediğimizden yanı başımızdaki zenginliği yeterince değerlendiremez duruma geldik.  Aşırı avlanma, habitatların yok edilmesi, kirlenme, iklim değişiklikleri gibi problemlerden dolayı denizler kaybedilmekte, okyanuslarda ise 40 yıl gibi yakın bir gelecekte mercan resiflerinin yok olabileceği öngörülmektedir.

Sergi, 1952 yılında Rasim Divanlı tarafından çekilmiş bir fotoğraf ile başlamıştı. Yaptığım araştırmalarda bizim sularımızda bu tarihten önce çekilen bir su altı fotoğrafına rastlamadım. Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı’nda yaptığım görüşmelerde askeri amaçla da çekilmiş, 1952 yılı öncesine ait su altı fotoğrafı bulunmadığını öğrendim. Denizlerimizde ilk su altı fotoğrafını çeken kişi Rasim Divanlı ve hemen ardından yakın arkadaşı Mustafa Kapkın’ı bu alana gönül veren öncü isimler olarak kabul etmek gerekir. Ülkemizin o dönemki koşullarında eser verebilmek çok güç olsa gerek. Rasim Divanlı kendi regülatörünü ve aynı zamanda fotoğraf makinasına su altı kılıfını da yapabilecek kadar yaratıcı ve yetenekli bir insan, Mustafa Kapkın ise Türkiye’de fotoğrafın meslek uygulamaları ve sanatsal söyleminin de önemli isimlerindendir. Köln Yüksek Fotoğraf Enstitüsü’nden mezun olan Kapkın, gerçekleştirdiği nü fotoğraf çalışmalarıyla da tanınırdı.  Sergideki süngerciler serisi ile sanatçının fotoğraf tekniğine olan hâkimiyetini ve estetik anlayışını su altına başarıyla taşıyabildiğini gördük.

Dünyada ikinci su altı fotoğraf sergisini 1962 senesinde İstanbul’da açan Zareh Magar’dan GAMMA ve Time/Life için röportajlar yapan Ergun Çağatay’ın 1970’lerde çektiği su altı fotoğraflarına, deniz teknolojisi sektöründeki profesyonellerin çalışmalarından su altına yönelik bilimsel çalışmaları olan bilim insanlarımızın çekmiş olduğu fotoğraflara, ülkemizde 400 m derinliğe inebilen mini denizaltıyı yapan ekipte yer alan Bedros Kılıçcan ve  daha çok filmleriyle tanınan Haluk Cecan’ın fotoğraflarından su altı dünyamızın önemli isimlerinden biri olan Emre Omur’a, değerli işadamlarımızdan öğretim üyelerimize kadar renkli kimlikleri ve çeşitliliği barındıran bir kitap ve sergiydi.

Sergide ayrıca çok değerli üç su altı film yapımcısı Engin Aygün, Bengiz Özdereli ve Saki Uğurlu’nun bir su altı fotoğrafçısının çalışmasını konu aldığı filmleriyle, ünlü ressam Henri Matisse’in torunu olan Claude Duthuit tarafından çekilen 1961 yapımı ülkemizin su altı görüntülerinden oluşan filminin de yer aldığı birçok belgeseli izletme imkanı bulabildik.

Projenin amacı, ülkemizdeki ilk su altı fotoğraf sanatçılarımızdan günümüze uzanan isimlere ulaşarak onların su altına tuttukları ışıkla ve bakışlarıyla derinlerin büyüsünü yansıtabilmek ve bu vesile ile günümüzde hala sırlarını barındıran denizlerle okyanusları koruyabilme bilincine bir nebze olsun katkıda bulunabilmekti. Su altı fotoğraf tarihimizin öncü kuşağı ile günümüz kuşağını buluşturan bu sergi, su altı fotoğrafçılığımızın altmış yıllık bir sürecini de izleme imkanı vermiştir.

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
  • 19
  • 20
  • 21
  • 22
  • 23
  • 24
  • 25
  • 26
  • 27
  • 28
  • 29
  • 30
  • 31
  • 32
  • 33
  • 34
  • 35
  • 36
  • 37
  • 38
  • 39
  • 40
  • 41
  • 42
  • 43
  • 44
  • 45




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa