Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Özcan Şişman

KISA BİR AŞK ÖYKÜSÜ


İndo-Pasifik bölgesinin korunaklı lagünlerinde ve kıyı resiflerinde yaşayan Mandarin balıkları, parlak renkleri ve göz alıcı desenleri ile su altının en ilgi çekici canlıları arasındadır. Mandarin balığı, ismini; Çin İmparatorluğu döneminde üst düzey memur olan mandarinlerin giysilerini çağrıştırdığı için buradan almış. Çarpıcı güzellikleri, canlı renkleri ve ilginç davranış biçimleri nedeniyle su altı fotoğrafçıları için her zaman aranan konudur. Ancak, nispeten nadir bulunan canlılar olmaları ve değişik yaşam alışkanlıkları bu sevimli balıkları fotoğraflamayı biraz zorlaştırıyor.

Genellikle gruplar halinde, deniz dibindeki kırık mercan döküntüleri arasında yaşayan Mandarin balıklarını görmek pek kolay değil. En çok 6 cm boya ulaşan Mandarin balıkları gündüz saatlerinde pek hareketli değiller, ancak gün batımından hemen sonraki dakikalarda hareketlenmeye başlıyorlar. Bu zamanlarda bile, sürekli yer değiştiren ve kırık mercanların, taşların arasına girip çıkarak adeta saklambaç oynayan bu haylazlar, belli bir noktada bir kaç saniyeden fazla sabit durmuyorlar. Dolayısıyla yaşadıkları bölge bilinse bile, bu balıkları görmek anlık bir olay ve bu kısa zaman diliminde görüntüleyebilmek için fotoğrafçının her an tetikte beklemesi gerekiyor.



Gün batımı ile birlikte başlayan bu devinimin bir nedeni de Mandarin balıklarının çoğalma dürtüsü gibi görünüyor. Belki de bu özel anları ortalık yerde yaşamaktan çekiniyorlar. Çiftleşme törenleri için güneşin batmasını, yani ışıkların sönmesini bekliyorlar. Dişilere göre biraz daha büyük olan erkek bireyler bir eş arayışı ile etrafta dolaşmaya başlıyorlar. Bu sırada her türde olduğu gibi, karşı cinsin ilgisini çekmeye çalışan erkekler arasında zaman zaman sürtüşmeler çıkabiliyor. Karşı karşıya gelen erkekler, sırt yüzgeçlerini kaldırıp tehditkâr tavırlarla birbirlerini korkutmaya çalışıyorlar, erkeklerden biri boyun eğip geri çekilmezse bu sürtüşmeler çok şiddetli kavgalara dönüşebiliyor. Yapılan araştırmalar, büyük erkek bireylerin küçük bireylere göre dişilerin ilgisini çekmek konusunda daha başarılı olduğunu göstermiş. Bu kargaşada bir erkek, bir dişinin gönlünü çelmeyi başardığında, çift baş başa verip birlikte dipten yavaşça 20-30 cm kadar yükseliyor. Dişinin bıraktığı yumurtaları erkeğin döllemesiyle zirveye ulaşan bu tören saniyeler içerisinde sona eriyor ve çift hızla dipteki mercanların arasındaki güvenli sığınaklarına dönüyor. Normalde dipte yaşayan bu balıkların çiftleşme töreni açık suda ve daha büyük balıklara yem olma riski altında gerçekleştiğinden olsa gerek, son derece kısa sürüyor.



Bu minik afacanların fotoğraflarını çekmek amacıyla dalışlar yapmış ve bir kaç tane eli yüzü düzgün fotoğraf da çekmiştim. Ancak, belki de mandarinlerin özel hayatına müdahale etmek gibi olacaktı ama, bir fırsat yakalayıp çiftleşme törenlerini de görüntülemek istiyordum. Tatil için gittiğimiz dalış merkezinin hemen önünde Mandarin balıkları var ve bir gün dalış rehberimiz Dhon ile konuşurken bu konuda rehberlik yapabileceğini söylemesi üzerine hemen bir dalış planladık. Dalışa saat 18:00’den sonra başlayacağız, çünkü 18:30’a doğru güneş batıyor ve mandarinlerin canlı gece hayatı da o saatlerde başlıyor. Dhon’la kararlaştırdığımız gibi saat 18:00’de buluşup, hazırlıklarımızı tamamlayıp suya giriyoruz. Mandarinlerin yaşadığı bölgeye gidince ışık kullanmayacağız, çünkü bu çekingen balıkların ışıktan rahatsız olup saklandıkları mercanların arasından çıkmamaları olasılığı yüksek. Dhon’un öncülüğünde, dalış merkezinin az ilerisinde 12-13 metre derinlikte bir yere gidip beklemeye başlıyoruz. Ortam oldukça karanlık ve ışık giderek azalıyor. Ama bir süre bekledikten sonra, gözlerimiz karanlığa alışıyor ve dipteki taşlar ve kırık mercanlar arasında dolaşan minik gölgeleri seçebiliyoruz; Mandarin balıkları ortalıkta boy göstermeye başladı!



Dhon’la anlaşmamız şöyle; amaç çiftleşme anını görüntülemek olduğu için, kesinlikle ışık kullanmak ve dipteki balıkların fotoğrafını çekmek yok. Fener ve flaş ışığı her şeyi berbat edebilir. Bir mandarin çifti anlaşıp da dipten yükselmeye başlayınca, tam en tepe noktaya ulaştıklarında, Dhon, çifti feneri ile aydınlatacak, ben de o sırada fotoğraf çekmeye çalışacağım. O kısacık süre boyunca, Dhon’un fenerinin ışığında makinemin otomatik netleme yapabilmesini ve istediğim fotoğrafı çekebilmeyi umuyorum. Uzun süren bekleyişimiz boyunca bir kaç fırsat yakalıyorum, ancak maalesef denemelerim pek başarılı olmuyor. Neyse ki, bizim varlığımız ve zaman zaman patlayan flaş ışıkları mandarinleri pek de rahatsız etmiş gibi görünmüyor, onların aşk oyunları hız kesmeden devam ediyor. En sonunda, bir Mandarin çifti tam da yüzleri bize dönük olarak yükseliyor, Dhon en doğru anda fenerini yakıyor, ben zaten daha çift dipten yükselmeye başladığı anda onları makineyle izlemeye çalıştığım için çifti fenerin ışığında bakaçtan görüp deklanşöre basıyorum. Bu kez oldu galiba!



Havamız giderek azalıyor ve dalışı bitirmenin zamanı yaklaşıyor. Bu şirin balıkların özel hayatını da yeterince ihlal ettik zaten. Mandarinlere veda edip yavaşça yükselmeye başlıyoruz, ama dipte hareketlilik son hızla sürüyor, ne de olsa gece daha yeni başlıyor.





 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa