Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Serkan Mutan
İZLENİMCİLİK (EMPRESYONİZM) VE DOĞA FOTOĞRAFÇILIĞI ÜZERİNE

İzlenimcilik; doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı olarak tanımlanmıştır. Günümüzde doğa fotoğrafçılığında da örneklerini gördüğümüz bu yaklaşımın başlangıcı çok daha eskilere, 1874’te Nadar'ın fotoğraf stüdyosunda gerçekleştirilen bir resim sergisine kadar gitmektedir.

Kimi doğa fotoğrafçıları için doğada var olanının doğrudan anlatımı yeterli görülmemektedir. Bu, iki güzelliğin bir tarafı olmak gibidir sanki. Her ikisinde de fotoğraf, sanat değerleri içinde var olabilir. Ancak birisinde sanki başrolü doğa, diğerinde ise fotoğrafçının doğada hissettiklerini fotoğrafına ek yapma ihtiyacı alıyor gibi görünmektedir. Kabul ediyorum biraz yanlı bir yaklaşımım var.

Bu yaklaşım içinde doğa, kendi kuralları ile hareket etmez. Sanki orada düzeni bozan bir fırtına var gibidir. Bir fırtınanın hissettirdiği gibidir izlenimcilik. Güçlü bir fırtınada; yağmur damlaları toprağa doğru düşemez, toprak yerinde kalmak yerine gökyüzüne kalkmak ister gibi davranır. Ağaçlar eğilip bükülürken kuşlar eskisi gibi uçamaz. Fırtına doğa içinde bilinen, alışılmış tüm formları bozar. Doğadaki bu hızlı değişimin hissettirdikleri gibi izlenimci fotoğrafçı da doğadaki formları bozmak, hissettiklerini bulmak arayışına girmektedir. Onun fotoğrafında da bir göl durağanlığını kaybeder. Ağaçlar eğilip bükülür. Küçük bir kuş, dev kanatlı bir kartala dönüşebilir. Zaten izlenimci fotoğrafçının aradığı da budur. Fotoğrafçının aradığı bir kuşun nasıl uçtuğu, ya da renkleri değildir. O, hissettikleri ile örtüşen görüntüler elde etmek ister.

Fotoğrafçı bunu elde etmeye çalışırken, hissettiklerinin izleyicide tam da istediği nitelikte bir karşılık bulacağını beklememelidir. İzlenimci yaklaşım, fotoğraf ve izleyicisi arasında daha kendine özgü bir iletişime şans tanır. İzlenimci elinden çıkmış bir fotoğrafta, resimde izleyicinin hayal, duygu serbestisi vardır. İzlenimci sanatçı izleyicisine kendi hissettiklerinden başlayan bir yolculuk vaat eder sadece.

Ülkemizde konusunu yaban hayat olarak belirlemiş doğa fotoğrafçılığı için de birkaç şey söylemek gerekirse yukarıda elde edilen sonuç arayışının henüz istenilen sayıda olmadığını söyleyebiliriz. Belki de olanakların ve bilgi birikiminin yeterli seviyeye ulaşması sonrası yaklaşımlar daha da belirginleşecektir, ama mevcut durumda belge nitelikli çalışmalar ağırlığını korumaktadır. Doğa fotoğraflarına sıklıkla konu edilen dere, dağ ya da bir çiçeğin farklı yaklaşımlarla ele alınmış fotoğrafları ile karşılaşmanız mümkün iken her hangi bir kuş, sürüngen ya da memeliye ait fotoğraflarda yaklaşım farklılıklarıile karşılaşmanız neredeyse imkânsız gibidir. Belge nitelikli fotoğrafların üretim ve tüketim hızına yetişemez iken, zaman ve olanak isteyen doğa fotoğrafçısı için bu hızlı çarkın içinden çıkmak henüz erken gibi görünüyor. Geçmişte izlenimciler resimlerini sergileyebilecekleri bir mekân ararken onlara bir fotoğrafçı yardımcı olmuştu. Kim bilir bize de bir şair ya da bir heykeltıraş yardımcı olabilir. Belki de yardımcı oluyorlar da haberimiz yok. Bekleyip göreceğiz…


  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa