ENGLISH
 
Editör/Yayın Yönetmeni

Selahattin Nemlioğlu

Yayın Kurulu

Zehra Soylu Çöplü
Reyhan Bilir
Ali Hakan İlban
Aygün Doğan
Salih Zeki İlban
Koray Özbaysal






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.net.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya@fotografya.gen.tr

ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 


SELAHATTİN NEMLİOĞLU
 
REKLAM PANOSUNDA NFT VAR, MURAT GERMEN’İN YORUMLARIYLA

 

SELAHATTİN NEMLİOĞLU
 
NFT günümüzün popüler yıldızı. Bir altın arayışı, bilinmezliğe yolculuğa hayallerimizle tanı koymak. Nedense konuyu kavramadan eyleme geçmek  insanın genetiğinde var. Tarih boyunca hep böyle olmadı mı? Artık kuşaklar arasında uçurumlar artarken, yeni kuşaklar sanal ve gerçek dünya arasında biraz algı kayması da yaşıyor gibi. 

Öncelikle internet nedir?  Ekranlarımızın bilgi alıp, bilgi aktardığı dünya çapında bir iletişim ağı. İnsanların kimliklerinden bağımsız yeni kurgular sunduğu yapay dünyanın temel yapısı. İnternetin sağladığı veri aktarma özelliğine göreceli olarak üretilen yazılımlarla, eğlence, iletişim, bilgi paylaşımı ve devasa ticari boyutuyla bir ağ sistemi. Kullandığımız internet taşıyıcı ve dağıtıcı donanımların hızı arttırıldığında, çok daha geniş yapılanmalara açık bir veri  trafik ağı. Bugün ansızın görüş alanımıza giren NFT bu süreçte küçük bir gösterim, bir hazırlığın başlangıcı. Durumun göstergeleri Web 3.0 yolculuğuna hız kazandırılmaya başlandığına işaret ediyor. Kısaca internet dediğimiz ağın çok daha hızlı, çok daha geniş veri taşıyabilmesi yolunda atılan adımlar. Elon Musk’ın uydularıyla başlayan, yeni bir ticari, tamamen ticari olarak üretilen bir sistem.

Bu kurumsal bir sistem, bu sistemin kurguları dijital dünyanın büyük sermayeleri  tarafından yönetiliyor. İşleri gereği para kazanacaklar, bu nedenle daha çok kazanç elde edebilecekleri yeni adımlar atıyorlar.  Gelişmenin anlamı teknolojiye entegre anıldığından, bu yanılsamalı anlayışla beklenti içinde olan çoğunluk, reklam çağı bireyleri olarak beklenti içinde. Geliştirilen teknolojilerin de   yenilikleri sevmemize, sadık kullanıcılara dönüşmemize ihtiyacı var. Bu ihtiyaçların gerekliliği konusu belirsiz! Yolda yürüyen insan artık çevresine değil , telefonuna bakarak yaşıyor. Telefonuna bakarak yaşayanlar dünyasının gerçekliği, artık sanallığa kaymış durumda. 

Web 3.0 yola çıktı, şimdi hazırlıklar sürecindeyiz. Yeni ağ yapısının temel özelliği, bilginin blockhain denilen zincirde binlerce farklı bilgisayarda eşzamanlı kayıt edilmesi  ve saklanması, bu yeni bir güvenlik sistemi. Sonra bir gün, yüksek rakamlı bir sanat eseri  satışıyla herkesin dikkatini çeken NFT ile karşılaşıldı. Öğrendik ki NFT, sanal dünyada oluşturduğunuz dijital görüntülerin her birine verilen biriciklik belgesi. Fakat bir yanlış anlaşılmayla da birleştirildi; “artık aracılar olmadan eserlerinizi koleksiyonerlere ulaştırabileceksiniz”.  Şu anda NFT dünyasının bildiğimiz anlamda koleksiyonerleri ortaya çıkmadı, sanat yazarları, sanat eleştirmenleri yok. İnternette buluşan insanların genellikle kim oldukları  bilinmeyen ve bu alanda yeterince yetkin olmayan kullanıcıların arayışları, hayalleri, öngörüleri var. 

Bu sayımızda yer alan Handan Tunç’un yazısında, yüksek rakamlı  NFT sanat eseri  alımını kimin yaptığını öğreniyoruz:  “Önemli sorulardan biri; Beeple’nin  (Mike Winkelmann) resimlerini kim almıştı? Everydays'in alıcısı: İlk 5000 gün, anlaşılması zor "Metakovan" dır. Kripto yatırımcısı; Metapurse'un kurucusu olan, dünyanın en büyük NFT fonudur. İlgilenenleri  bilimkurgunun sınırlarına iten tuhaflık; fantezi tarzı bir avatar olmasa da yüzünün çevrimiçi bir fotoğrafının olmamasıdır. “ 

NFT, sanal dünyayı “metaverse” denilen yeni bir deneyim evrenine dönüştürmek isteyen çok büyük sermayelerin ilk basamaklarından biri. Süreç kullanıcı alışkanlıklarını dönüştürmek, yeni yaratılan alanlara ilgiyi yoğunlaştırmak. Bu süreci amacına taşımak için bir reklam bütçesi oluşturulmaması mümkün değil. Sürecin masumiyetine inanmıyorum. 

NFT konusunda Sayın Murat Germen’le bir röportaj yapmak istedik. Sergi ve diğer faaliyetlerinin yoğunluğu nedeniyle kendisinin  zamanı yoktu. Aslında biz biraz geç kalmıştık. Kendisiyle konuştuğumda, bu konuda eski röportajlarından bölümler gönderebileceğini ve bunları yayınlayabileceğimizi söyledi. Konuyu;   Murat Germen’in konuyla ilgili röportajlarında sorulan bazı sorularla ve verdiği cevapları, sanatçının desteğiyle bir araya getirdik. 

Mayıs 2021 tarihinde kendisiyle yapılan röportajda şu soruldu: “Serideki bazı eserler, alışageldik fiziksel edisyonların yanı sıra NFT olarak da edinilebilecek. NFT deneyimini nasıl yorumluyorsunuz?”

Murat Germen : “NFT sistemini enine boyuna tartışmak için henüz erken bence. Yaşamakta olduğumuz dünyanın tüm içgüdüsel hırslarının taşındığı bir dünya diyebilirim şimdilik. Şimdiye kadar; analog işler yapıp analog mekanlarda sergiledim, dijital işler üretip fiziksel mekanlarda paylaştım, dijital işler üretip onlardan alınan baskılara elle müdahaleler yapıp fizikselleştirdim, ardından son zamanlarda bu fizikselleştirmeyi eser ölçeğinden galeri, müze ölçeğine çıkardım. Şimdilerde küresel salgın şartlarına endeksli yaşıyoruz, bir çok eylemimiz çevrimiçi ortamda sanal olarak gerçekleşmek zorunda, beğensek de beğenmesek de. İçerik üretimi ve paylaşımı gene sanal bir ortam olan sosyal medyaya taşındı. Sergilerin bazılarının çevrimiçileştiğini, sanal sergi turlarının çoğaldığını görüyoruz. NFT de bu sürecin bir uzantısı; dijital ortamda üretilen eserlerin analog bir baskısı ya da sureti olmadan, dijital bir para birimi (kripto para) kullanarak dijital bir ortamda tescil edildiği ve gösterildiği, dijital bedellerle alınıp satıldığı bir ortamdan bahsediyoruz. Her şey sanal ya da diğer deyişle “hiçlik” gibi duruyor; ama fiziki dünya dönüştürülebilirliği (konvertibilite) olmadan bu sanallığın hiçbir anlamı yok. İnsan eninde sonunda her şeyi maddi hazların tatminine tahvil eden bir canlı, NFT ise kazancı maddiyata tahvil etme sürecine finansal zemin sağlayan sayısız aygıttan, ortamdan sadece birisi. Devrimsel hiçbir yanı yok; insan her şeyi, kutsal olarak kabul edilen kavramlar da dahil olmak üzere, kendi çıkarına kalkan eden açgözlü bir canlı. Ha EFT, ha NFT, hiçbir fark yok!”

Eylül 2021'de kendisiyle yapılan röportajda şu soruldu: “Fiziksel ve sanal olarak eş zamanlı düzenlenen “Masal” isimli son kişisel serginizde  NFT formatında  Blockchain üzerinde yer alan ilk işleriniz de yer aldı. Hem bu son serginizle ilgili bilgi almak hem de NFT ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek isteriz.”

Murat Germen : “NFT dünyası iddia edildiği gibi farklı, bağımsız bir mecra değil. Sanat üzerinden elde edilmeye çalışılan rantın ,kripto paraya tahvil edildiği bir başka finansal aygıt, ortam. Popülerlik kazanarak “satan” eserler alışık olduğumuz sanat üretiminin dışında, çoğunlukla pek seviyesiz bulduğum bir görsellik taşıyor; kavramsal nitelik ise zaten hak getire! Devrimsel hiçbir yanını göremiyorum, sanat, rant piyasasına giren paranın farklı bir bölüşümle el değiştirmesine aracı olmaktan ibaret gibi görünüyor şimdilik.”

Nisan 2022'de kendisiyle yapılan röportajda şu soruldu: “Giderek etki alanını artıran NFT piyasası, fotoğraf sanatının bugününe ve geleceğine nasıl etki edecek sizce? NFT’nin açtığı alan, fotoğraf sanatçılarının üretiminde neleri değiştiriyor/zenginleştiriyor/eksiltiyor?”

Murat Germen :  “NFT bir pazar yeri sadece, fotoğrafın gidişatına etki edecek ehemmiyette bir mecra değil. Asıl üzerinde durulması gereken fotoğrafın neden üretildiği ve izleyicilere neler hissettirebildiği ama bu mecrada bunu tartışmak imkansız. Diğer yandan, NFT pazaryeri insanların “ona göre” fotoğraf üretecekleri bir yer değil, çünkü hakim bir görsel kimlik ve/veya içeriksel kurallar yok, her an her şey girip çıkabilir; semt pazarı gibi! Sanat ortamında, sergilerde kendine çok yer bulamayan ve seyahat fotoğrafı  tadında olup da “bir de burada deneyelim!” kafasıyla paylaşılan fotoğraflar görüyorum sıklıkla ve bu yüzden de fotoğraf adına bir şeyler öğrenebileceğim, yakından izleme heyecanı duyduğum bir ortam değil şimdilik."
Kendisiyle yapılan röportajlarda farklı sorular ve sanatçının yanıtlarını okuyalım:
 
Soru : “Türkiye’de NFT piyasasının hareketliliğine yönelik gözlemleriniz var mı? Sizin takip ettiğiniz, beğendiğiniz kişiler var mı örneğin? Fotoğraf sanatçıları, NFT dünyasında nasıl bir yer kaplıyor sizin deneyimleriniz ve gözlemlerinize göre? “
 
Murat Germen : “Türkiye’nin kripto para ticaretinde dünyadaki en aktif ülkelerden birisi olduğu yönünde haberleri okuyoruz. Dolayısı ile NFT piyasasına dalmış bir çok yerli “girişimci” de var doğal olarak. Yukarıdaki soruda da değindiğim gibi, takip etmeye değecek bir sanatsal, fotografik, içeriksel bir malzeme olmadığından kimseyi takip etmiyorum. Takip ancak kim neye ne kadar fiyat biçmiş, hangisi satılmış, hangisi satılmamış gibi nabız yoklamasında anlamlı olabilir; buna da maalesef zamanım olmadığından biraz mesafeli duruyorum diyelim :)”

Soru : “Sanat eserlerinin karşı karşıya olduğu güvenlik açıklarının NFT’de de olabileceği görülüyor. (Yılmaz Arslantürk’ün NFT eserlerini sergilediği OpenSea hesabının hacklenmesi olayında olduğu gibi.) NFT pazarındaki olası sorunlar arasında gelen eser hırsızlığı, yasal temsilde karışıklık vb. güvenlik açıklarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?” 

 
Murat Germen : “Yaratıcı içerik üretiminde hırsızlık, intihal, verilen sözlerin yerine getirilmemesi gibi müdahil  katılımcıların güvenini sarsacak şeyler her zaman oldu ve olacak. İlk ortaya çıktığında “sanatçıyı koruyan bir sistem bu, zinhar telif hakları sorunu olmayacak, insanların içi rahat olsun!” mealinde beyanlar yapıldı ama şimdi öğreniyoruz ki durum hiç de öyle değilmiş. Güvenlik açıklarının teknik yönüyle ilgili yorum yapacak bir donanımım yok, ama insanların güvenini bir kere zedeledikten sonra yeniden tesis etmek hiç kolay bir şey değil…”

Soru : “NFT’nin aracıyı, galeri sahibini, alınan komisyonları ortadan kaldırarak sanatçıya doğrudan, merkeziyetsiz bir alan sunması hakkında neler düşünüyorsunuz? Özellikle genç sanatçıların özgür ve özgün kalabilmesi için NFT bir avantaj olabilir mi? “

Murat Germen : “Bu da güya avantaj diye sunuldu ama sonra ortaya çıktı ki satabilmeniz için Discord ortamında milletin ağzından girip burnundan çıkmanız, Twitter’da bilinen NFT koleksiyonerlerine bedava iş vererek onları hoş tutmanız, vaktinizi sanal ortamda bilgisayar başında dili dışarıda, tanınmak peşinde koşarak geçirmeniz gerekiyormuş. Yani, hiç de öyle merkeziyetsiz falan değilmiş. Buranın da gerçek dünyadaki gibi ağalarının, erk sahiplerinin olduğunu; bunlara yaranmadan işlerin pek kolay olmadığını idrak ettikten sonra NFT ortamının özgürlük ve özgünlük konularında doğru yer olduğundan emin olamıyorum. Bence gerçek dünyadaki gibi NFT dünyasında da temsilciler olmalı, tanınırlık sağlayarak ve bağlantılar kurarak başkalarının NFT’lerin satılmasına zemin sağlayan birisi olursa ben o kişiye bir pay ödemeye hazırım.”
 
Soru : “NFT, hak ettiği değere ulaşamamış, saklı kalmış, unutulmuş fotoğraf arşivlerinin değerlenmesi, sanat izleyicisiyle buluşması için bir olanak sunabilir mi?” 
 
Murat Germen : “Belge niteliği taşıyan arşiv fotoğraflarının NFT pazaryeri üzerinden başka birisinin mülkiyetine geçmesi bireylerin arşivlerinin bütünlüğünü bozması gibi geliyor bana. Şahsen elimde her geçen gün büyüyen bir arşiv var ve mevcut şartlarla bu arşivi NFT ortamında “heder etmek” istemem, değerlenmek yerine değersizleşeceğini düşünüyorum çünkü. Günün birinde birilerinin, yıllarca üzerine emek sarf ettiğiniz arşivinizin bir bölümünü veya tümünü olası değerinin altında bir bedelle parça parça veya tek seferde alıp, sonrasında kendi isimleriyle kendi arşivleriymiş gibi sunduklarını düşünsenize; bana hiç çekici gelmedi…”
Uygarlığın evrimi binlerce yıl sürdü, sonuçta kendimizi uygarlığın zirvesine koyduk. Oysa bu zirve eşitsizliklerle dolu. Gerçekle olan bağımızı başkaları yönetiyor. Bize ulaşan bilgiyi başkaları denetliyor. Zayıflıklarımız, kültürümüzü, yetkinliklerimizi  izleyerek sürüler olarak karakterize ediyorlar. Tepkilerimizi önceden belirleyerek önümüze arzu ettiğimiz tabağı koymaktalar. Web dediğimiz ortamın yöneticileri her bireyin tüm zayıflıklarına sızacak kadar çok bilgi biriktirdiler. Bu nedenle bir “altına hücum” kolayca başladı. İşin gerçeği oldukça basit, bu bir ticari yapılanmadır, bir iştir. İnsan olarak arzularımızın peşinden koşmayı seviyoruz, balıklar da bu nedenle oltaya yakalanır. Web 3.0’ın sizi nasıl kullanacağına açık olmaktansa, bizim bu alanı nasıl akıllıca kullanabileceğimiz ya da kullanmayacağımız yönünde düşünmemiz daha mantıklı değil mi? Önce tanıyalım, niyetler ortaya çıksın, belki bizler de biraz daha olgunlaşmalıyız.
 
Kaynakça :İstanbul Sanat Dergisi, Artisans Dergi ve Milliyet Gazetesi röportajlarından Murat Germen'in izniyle derlenmiştir.
 
Ziyaretçi Sayısı:50
 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET

 

Copyright and "Fair Use" Information

Dergimiz ticari bir kuruluş olmayıp amatör bir yayındır. Fotoğrafçıları ve dünyada yapılan fotoğraf çalışmalarını tanıtmak amacıyla bilgi ve haber yayınları yapmaktadır.
Bir kolektif anlayışıyla çalıştığı için makalelerde yer alan fotoğraflar ve alıntıların sorumluluğu makalenin yazarına, fotoğrafçısına aittir.
Dergide yer alan içeriklerden ve ihlallerden derginin herhangi bir sorumluluğu yoktur.

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

Dergimiz fotoğrafla ilgili gelişmeleri duyurmak amacıyla çalışmaktadır. Ek olarak, ülkemizde yeterince tanınmayan yabancı fotoğrafçılar ve fotoğraflarıyla ilgili bilgi de aktarmaktadır. Makalelerde yer alan fotoğraflar HABER amaçlı kullanılmaktadır.

AdaNET Ana Sayfa X-Hall Instagram