Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
FOTOĞRAFIN KÖŞESİ - Özcan Yurdalan

 

BİR TARZ-I FOTOĞRAFIN ETİĞİNE DAİR

“Memleket fotoğrafçılarına bir haller oldu” diyeceğim ama olan bir şey yok oldum olası böyleydi hallerimiz. 

Popüler fotoğrafçılık, kitlesel bir eğlence aracı olarak dünyada olduğu gibi memlekette de en parlak dönemini yaşıyor. Kendi kurumlarını, kuruluşlarını, mecralarını, makamlarını, ödüllerini, payelerini, yarışmalarını, ekonomisini, hilelerini, kurnazlıklarını yaratmış, kendine bir alem kurmuş durumda. Bu sığ denizin minik çırpıntılarını dev dalgalar sanarak oyalanıp gitmekteyiz lakin kara göründü hanidir.

“Fotoğraf, fotoğrafçının hayatı görme biçimidir” desek yalan olmaz. Hayatı nasıl görüyor ondan ne anlıyorsak fotoğrafımızda görünen de odur. Tekerlemedeki “halinle falin” mevzusu bir nevi. Dünyayı kavrama kapasitemiz ne kadarsa fotoğrafımızdaki anlam dünyası da o hacimde olur. Eğer ki zihin klişelerle, köşeli düşünceler, tabular, yasaklar ve nizam intizam fikriyatıyla mücehhez ise, fotoğrafçılığı teknik bir marifet, klişelerden ibaret bir yüzey düzenlemesi zannederek geçer gideriz.

Memleket fotoğrafçılarının bu meselelere az buçuk kafa yoran kesiminde “yarışma karşıtlığı” giderek artıyor. Gel gör ki beyhude nefes tüketmekten öteye gitmeyen bu karşıtlık, yarışmaperverlerle birlikte aynı değirmene su taşıyor.

Yarışmalara karşı olmak yetmez. Yarışmaların doğal bir sonuç olduğunu, görünen buzdağının altında ise yarışmaları kaçınılmaz kılan bir fotoğrafçılık zihniyetinin, bir fotoğraf fikriyatının ve fotoğraflama tarzının olduğunu farketmek gerek. 

Lafı tam buraya, “bir fotoğraflama tarzına” getirdikten sonra sadece memlekette değil dünyada da çivisi çıkmış bu tarzın eleştirisini son derece zarif üslubuyla yapan sevgili arkadaşım Abir Abdullah’a bırakmak istiyorum. 

Abir Abdullah Bangladeşli bir fotoğrafçıdır. Hindistan, Nepal, Sri Lanka’yı içine alan kültürel coğrafyanın en önemli fotoğraf kurumlarından biri olan Pathshala South Media Institute’un yenilerde Başkanı oldu. Abir’e yeni çalışmalarında başarılar dilerken aşağıdaki yazısını da paylaşmak istedim. Sevgili Abdulla Sert’in çevirisiyle. 

Abir bu yazısında “gezi fotoğrafçılığı” özelinde bir fotoğraflama tarzına parmak basıyor fakat bu alemde fotoğrafçılar her fotoğraflamayı “gezi” tadında yaptığı için fark etmez, mevzu geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

 
Abir Abdullah

Gezi / Seyahat Fotoğrafçılığının Etiği  

(Bu makale 2017 Mayısında Kuala Lumpur’da Travel Photographer Society Kuruluşunda yaptığım konuşmanın yeniden toparlanmış halidir.) 

Bugün, yalan söylemenin doğal karşılandığı, çoğu uydurma olan haberler dünyasında, gerçeklik ve şeffaflığı tekrar canlandırıp sahneye çıkarmamız gerektiğine inanıyorum. Yakın zamanda duyduğumuz fotojurnalizm (haber fotoğrafçılığı) ve çok yakında yaşanmış olan Souvid Datta skandalı 

(http://time.com/4766312/souvid-datta/ web sayfasından İngilizce bilgi almanız mümkün) bana bu yazıyı tam da şimdi yayınlamamın gerekli olduğunu hatırlattı. 
 
Sokak fotoğrafçılığında ve hatta son zamanlarda doğa/vahşi yaşam fotoğrafçılığında, fotoğraf haberciliğinin etiği ile ilgili birçok tartışma duyuyoruz. Ama bu tür tartışmaların “gezi fotoğrafçılığı” için yapıldığına hiç tanık olmadık. Gördüğüm kadarı ile gezi fotoğrafçılığı çok genel ve esnek tanımlanmış, diğer fotoğraf alanlarında rastladığımız sınırların bulunmadığı bir çalışma alanına sahip. Seyahat/gezi fotoğrafçılığında etik konuşulduğunda şimdiye kadar “google” forumlarda rastladığım tek şey bir gezide insanların fotoğraflarının çekilmesinin doğru olup olmayacağı konusuydu. Bu, bana göre gezi fotoğrafçılığının etiği ile ilgili olmayan, kültürel problemle ilgili bir konudur. Bu nedenle, gezi fotoğrafçılığının gerçekten ne olduğunu tanımlayıp sınırlarını çizmemiz gerektiğine inanıyorum. 
 
Gezi Fotoğrafçılığı Nedir? 

Gezi Fotoğrafçılığını tanımlamak için önce otantiklik/özgünlük olgusunu (açarsak gerçeklik/güvenilirlik ve doğruluk) anlamamız gerekir. Gezi fotoğrafçıları olarak bizler devamlı olarak “yeni, farklı, heyecan verici ve özgünlük taşıyan bir yerin gerçek ruhunu nasıl yakalayabiliriz” in peşindeyiz. Bizler, gittiğimiz yerlerde tarihçiler ya da insanbilimciler (antropologlar) gibi çalışırız. Şimdi bu sözcüğü tanımlayalım. 
 
Otantiklik/ Özgünlük 

1a: Gerçeğe dayalı kabullenmemiz veya inanmamız için yeterli öneme sahip
b:  Temel özellikler üretecek bir özgünlüğe sahip 
c:  Özgün olanla aynı hamurdan yapılmış ya da var olan 
2: Yalan ya da uydurma değil:  gerçek ve güncel 

Özgün bir gezi ya da özgün bir gezi deneyimi hakkında konuşurken: kişi ve kültürlerle bağlantılı özgünlüğün belli bir zaman diliminde olduğunu unutmamamız gerekiyor. Geçmişte özgün olan bugün özgün olmayabilir. Eskiden tarlalarda çalışan insanlar öküzleri kullanırken şimdilerde artık traktör kullanıyorlar. 
 
Özgün olduğuna inandığı bir görüntü yakalama peşinde dünyayı dolaşan bir fotoğrafçı aslında geçmişte görmüş olduğu ya da okumuş olduğu özgünlük taşıyan görüntüleri yakalıyor. 
 
“o kadar birbirinin içine geçmiş ve devamlı değişken kültürlerden bahsediyoruz ki, kültürlerin çevresinde artık uzaysal ya da mekansal sınırlar bulmak çok zor. Günümüzde özgünlük, karmaşıklık ve gerçeklik tarafını görmezden gelerek içine fotoğrafçının kendisinin görmek istediği şeyleri  tıkıştırdığı bir kutu haline gelmiştir.” David Sze 
 
Gezi fotoğrafçılığı yapan bir kişi için bu neden önemlidir? 
Bana göre bu önemsenmesi gereken bir şeydir çünkü her fotoğrafçı çektiği görüntülerde gerçeklik duygusunu iletebilmelidir. 
 
Wikipedia’nın bize anlattığı gibi (internetin hiçbir zaman yalan söylemediğini hepimiz biliriz!): “ Gezi Fotoğrafçılığı bir yerin; insanlarının, kültürlerinin, geleneklerinin ve tarihinin belgelenmesini gerektiren bir fotoğraf tarzıdır.” 
 
Bir yerin ve insanlarının belgelenmesi, tarafsız bir gözlemci tavrı ile o yer ve insanlarla ilgili manipülasyona başvurmadan ve şeyleri olmadıkları gibi göstermekten kaçınan bir şekilde yapılmalıdır. Bu konu üzerinde düşünüp internette var olan gezi fotoğraflarına bir süre yoğunlaşınca gezi fotoğrafçılığının ne olması gerektiği ile gerçekte ne olduğu arasında kuvvetli bir kopukluk bulunduğunu hissediyorum. 



Bir dakika… Rahiplerin bu kadar karanlık ve dumanlı bir yerde kitap okumayı sevdiklerini bilmiyordum! 

Gezi Fotoğrafçılığı aleminde gerçekten yanlış giden bir şeyler olduğuna inanıyorum. Bir fotoğraf makinesi ve uçak bileti alarak gidip fotoğraf çekme konusunda göreceli bir kolaylığın getirdiği, gereğinden fazla yoğun bir fotoğraf pazarı oluştuğu gerçektir. Her gün yüzlerce görüntü ile yüz yüze geliyoruz (özellikle sahada çalışırken) ve daha önce mevcut ve hatta meşhur bir imaj yaratmaya kadar varan şekillerde insanlar kendilerini daha çok göstermeye çalışıyorlar. 
 
“Fotoğrafçılar arasında kimin en tanınmış olacağına yönelik yarış yaratıcılığı öldürüyor” 
 
Gezi fotoğrafçıları olarak işlerimizde bir özgünlük arayışında olmayacak mıyız? Özgünlük dediğimiz şey, insanların ve kültürlerin sürekli değişmesine paralel olarak evrim geçirir, belli bir hızda değişir. Burada önemli olan fotoğraf sanatına doğru ve içten yaklaşmaktır.  
 
“Kendimize göre özgün olanı” aramaya çalışmak “özgün olmayan” görüntüleri yeniden üretmek ya da daha az fotoğraf çekmek anlamına gelir 
 
Böyle yaparsanız fotoğrafladığınız insanlara ve çekmiş olduğunuz fotoğraflara bakanlara karşı doğru bir iş yapmamış olursunuz. Yalan söylememişsinizdir ama yalana benzer bir şeydir söylediğiniz. 
 
Fotoğrafçılığın bir sanat olduğunu ve herkesin yorumuna açık olduğunu bile bile insanlarda yanlış bir etki yaratabilirsiniz. Gezi fotoğrafçısı olarak dünyayı olduğu gibi göstermekle yükümlüsünüz. Evet, fotoğrafçılık bir sanattır ve sanat sınırları aşmalıdır. Bu anlamda her fotoğrafçının estetik duygusu ile içine derin anlamlar yüklediği kavramsal imajlar yaratmaya elbette hakkı vardır. 
 
Ancak kavramsal bir düşünceden bir imaj yaratıp bu imaja uygun poz vermeleri için modellere ödeme yaparsanız, bu iş ticari veya moda fotoğrafçılığına daha yakın bir iş olmuyor mu? 
 
Yine de, size ne yapmanız gerektiğini söylemek haddime düşmez. Bir fotoğraf makinanız var ve elbette özgürsünüz, ne yapmak istiyorsanız yaparsınız, nasıl çekmek istiyorsanız çekersiniz. Özgür bir dünyadayız ve düşüncelerine uyan görüntüleri sahneye koymak herkesin hakkıdır. 
Hayır, benim ana sorunum, yukarıdaki mantıkla çekilmiş ve zaten daha önce yaratılmış, hatta klişe haline gelmiş, herhangi bir özgünlüğü bulunmayan bu görüntülerin hala nasıl olup da fotoğraf yarışmalarını kazanabildikleridir. 
 
 
Fotoğraf Yarışmaları 
 
Yakın zamanda çeşitli yarışmalar kazanmış önemli orijinal bir işe bakalım.