Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
S. Fehmi Katırcıoğlu

  

Bilim ve teknolojideki gelişmeler yaşantımızı kolaylaştırmakta, yaşamın hemen tüm alanında çok önemli katkılar sağlamaktadır. Teknoloji, bilgilerimizi artırmakta hızla artan olanaklar insanlığa daha iyi daha yeni yaşam koşulları sunmaktadır. Bu olanaklar insanı geliştireceği yerde alışılmış ve rahatlığın tekdüzeliğine itmektedir. Sıra fotoğrafa, fotoğraf sanatçısına geldiğinde fotoğraf makinesi, fotoğrafçı, fotoğraf bakısında durum nedir? ve gelecek nasıldır? Kullanıcısına gerek olmayan biyo uyumlu lensler, gelişmiş çekim teknikleri fotoğrafı derinden etkilemektedir. Gözün yerine geçen bir aygıt sana ne denli katkıda bulunur. Ressamın yüzyıllarca kullandığı fırçası ile büyük ilerlemeler kaydettiği devirde fotoğraftaki teknolojik gelişim felsefi olarak ne anlama gelir, bu yazıda ilerlemenin felsefi temelleri üzerinde duracağız.    

Bir yüzeyi anlamlı duruma getirdiğimizde görüntüden söz edebiliriz, zaman ve mekânda gerçek olan boyutlamanın iki boyutlu konuma getirilerek bizim için düşlenebilir olma özelliğini betimlemek için kullanılır. Bu tanım bizi görüngüleri iki boyutlu simgelerle anlatma, bunları fotoğrafik değerlere göre birleştirme daha sonra bu simgeleri yeniden yorumlayarak başka bir açılıma yönlendirme birikimi taşır. Gözlerin görüntü yüzeyindeki taraması ayrıştırma, anlama, yeniden birleştirme gibi eylemselliğe bağlıdır. Bu devinime görüntünün yapısı ve alımlayanın görsel kökenli birikimi etki eder. Diyebiliriz ki görüntünün anlamının kavranması iki ayrı niyetin etkileşimi olarak ortaya çıkar, biri görüntüde olan belirgin niyet, ikincisi de alımlayanın niyeti. Bir başka deyişle fotoğrafik görüntüler soyutlamanın derecesine göre, bizleri günlük yaşamda ve bilimde kullanılan simgelerin aksine kendilerini açıkça anlatmazlar, görüntülerde olan boşluklar anlama yer bırakır. Bu olanaktan yararlanarak yorum yapılır. Yukarıda anlatılan akış tanımlanmamış önceyi tanımlanmış sonraya çevirir. Yeniden oluşturulan akış bu şekilde sonsuza giden anlam dizisi oluşturur. Bu şekilde imgesel öğeler arasında sağlıklı bağ kurulur, düşünsel süreç yeni simgelere yönelerek ilerler. Zihinde oluşan süreç büyülü bir dünyanın parçalarına aittir, bilimsel doğrusallıktan yapısal olarak çok farklıdır. Yaklaştırmalar, benzeştirmeler olgusal kesinlik içermezler, neden sonuç ilişkisinden çok ardıl öncül ya da tersi gibi. İç içe geçmiş olayların görüntüler aracılığı ile iki boyutlu duruma dönüşümünün yarattığı değişim erişilen dünyayı düşlenebilir kılar. Böylelikle mana ve manzara arasındaki boşluk doldurulmaya çalışılır. İki boyutlu olarak dışarıdan ödünç alınan görüntü insanın iç dünyasında sonrası için dayanak noktası oluşturur.

İmge iletiminde yaşanan temel felsefi sorun insanın sonrası için açıklamak zorunda olduğu dış dünyayı, görüntülerin kılavuzluğunda yeniden dış dünyaya yönelmek yerine, görüntülerin yarattığı yeni görüntülerle, görüntünün sonucu olarak ortaya çıkan yanılsamalı bir araca dönüşebilme tehlikesidir. İmge zihinde ortaya çıkan görüntülerin paylaşılır anlatımıdır. Zihindeki kıvılcım önce ilksel görüntüdür sonra sese, yazıya ve görüntüye döner.  Bir başka deyişle yazının daha kavramsal, imgenin büyüsel özü olduğu öne sürülebilir. Görüntü ve yazı arasındaki açıklama sürecinde, görüntü ve yazı birbirine etki ederek görüntüde daha çok kavram, yazıda da daha çok görüntü bulunabilir hale gelmektedir. Sonuçta insan yinelemeler içinde dünyayı kavramaya çalıştığında eylemlerin işlevi haline gelmektedir.

Bu kısa açıklamadan sonra gelelim fotoğraf makinesi aracığı ile oluşturulan görüntülere, teknoloji kullanarak oluşturulan görüntü öteki görüntülerden ayrıdır. Teknolojik görüntüler bilimsel olarak tanımlanmış kuralların uygulanması sonucu olarak ortaya çıkar. Teknik görüntülerin gerçeği olduğu gibi gösterdiği düşünülür, teknik bir işlem sonucu dünyayı temsil eden görüntüler, aslında dış dünya hakkında önceden verilen kararın onayı şeklinde düşünülür. Geleneksel görüntülerde sanatçı mana ile manzara arasındaki boşluğa girer; resim fırça darbeleri ile gerçekleştirilir. Bu tür görüntüyü alımlamak için sanatçıyı ve anlatım şeklini tanımak gerekir. Fotoğrafik görüntüde ise mana manzara arası boşluk bir makine ile doldurulur, fotoğraf çeken kişi dolaylı olarak konunun içindedir. Teknik görüntü de makine içindeki işlemin sonucu olarak ortaya çıkar ancak bu ham bir görüntüdür, görüntünün tam olabilmesi için simgelerin rahatça okunacağı ikinci bir işleme daha gereksinim vardır. Görüntü, geleneksel olandan ayrı bir görüntüdür. Bu ayrım iki sonuç doğurur; geleneksel olan güzeli ve onun simgelerini geliştirmeye çalışırken, teknik görüntüler kavramlarımızı değiştirmeye çalışır. Teknik görüntüler tekniğin gelişimine, yönüne göre görüntüler üretir, bu süreç daha iyinin süreci olamaz. Klasik görüntülerin okunması öncü bilgilere (felsefe, mitoloji…) gerek gösterirken, teknik görüntüler işlemcilerin becerisine göre işler. İşlemcilerin bu başarısı teknik görüntülerde alımlayıcılara ek sorumluluk yüklemez. Her şey yeniden sunulacak şekle dönüşür, görüntünün insan aklında dış dünyaya dönüp yeni bir simgesel dönüşle yeni bir teknik görüntüye dönüşümü beklenemez. Teknik görüntüler herkesin paylaştığı yapay bir bellek üzerinde toplandığından çekiciliği katlanarak artar. Bu akış her şeyi ve herkesi bir görüntünün parçası kılar. Sonuçta her eylem içeriğini yitirir, sonsuza dek yinelenecek sürece dâhil olur. Bu süreci görüntü tekelleri çok iyi saptadığından fotoğraf çeken aygıt, bir fabrika gibi fotoğraf üreten makineye dönüşür. Depolanmış fotoğraflar körfez savaşında olduğu gibi yenilmemesi gerekenlerin yenilemeyeceği ilkesinden yola çıkarak toplumun bilinçaltına sunulur. Galipler ebedi galiptirler vurgusu yapılır. Körfez Savaşı, Vietnam, Spartaküs örneğinde olduğu gibi. Bu durum imgelerde yenilgilerin yüceleştirilmesi, ters değerlilik düşüncesi kitlelerin bilinç altına yazılır. Yaşamın akışının doğal nedeni olan gerçekliği dile getirmek ya da gerçekliğin ötesine geçiliyorsa duygusallığı geliştirici, iç dünyamızı yeni bireşimlere ulaştıracak simgelerin yönettiği fotoğraflara gereksinim vardır. İçsel ve dışsal gerçekliğin ötesine geçen fotoğraf, yapay olarak yaratılmış gerçekliğin uşağı olur. Doğal akışın dışında uygulayım deneyimlerinden çıkan yazılımlarla gerçekliği zorlayan gelişim eninde sonunda doğal olana tutsak olur.                     

Fotoğraf çekme işlemi yalın olarak makineye yansıyan ışığın denetimli bir şekilde duyarkat tarafından tutulmasından ibarettir. Başlangıç son derece masum ve ilgi çekicidir . 


Ansel Adams [1]

Ancak tüketim, fotoğraflama işlemini çok fazla işletim sistemi kullanarak gerçek görüntüden uzaklaştırarak yanılsamalı bir gerçekliğe dönüştürmektedir. Bu yanılsama süreci etkileyicilik için gerekli bir durumdur. Fotoğrafçı fotoğraftan çok işletimle ilgilenir hale gelmektedir. Her işletim sistemi hem gelişerek hem teknik hatalarını düzelterek işletim dizgesi yaratır, üretim ve tüketim açısından çok cazibeli olan bu durum küresel fotoğraf sanayi tarafından yönlendirilir. Fotoğrafta gerçeği zorlamak 1950’li yıllar ve öncesine gider, Eugene Smith’in fotoğrafı iyi incelendiğinde klasik dönemi anlatan foto manipülasyonla karşılaşırız.  


W. Eugene Smith [2]

Belli sürelerle yenilenen işletim sistemleri derinleşen yanılsamaları daha da derinleştirir ve toplumsallaştırır. Bu haliyle fotoğraf güzel, gerçek, iyiyi aramak için verilen mücadelede sığ bir simgeleşme biçemi oluşturur. Bu sığlık fotoğrafçının tüm işletim sistemlerine egemen olması nedeni ile derinleşir. İşletim sistemi egemenliğini makine üzerinde ve yazılımda bulunan binlerce simge ile gösterir. Makine kullanabilirliği sanatın önüne geçer. Kullanım kılavuzlarını iyi bilmek fotoğrafçının temel görevi haline gelir. Günümüzün tekno fotoğrafçısı böyle çalışır. Tekno fotoğrafçı paranın çekim kurallarına göre insana ait tüm değerler sisteminden felsefi olarak uzak çalışmalarını sürdürür.     


Peter Kalous [3]



Ed Lopez [4]

5- Nancy Young - Desıgn WebKit Sitesi.jpg

Simon Cook - Olivia Rose [5]

Fotoğraf çeken aygıtı kullanan kişinin aklından geçen, kendisinin de bilmediği o an için, cihazını bir an  kullanır daha sonra işlemcilerin gücüne bağlı olarak yeni bir konuma gelen görüntü önceki benzerleri gibi fotoğraf evreninde yerini alır. İşletim sistemleri ayrılıkları ortadan kaldırarak tek düze bir dünya kültürü oluşturur. Bu tek düzelik aynı zamanda geniş ve derin toplumsal sığlıkla bir gitmektedir. Bu sığlık evrensel sığlığa dönüşerek ilkel bir çığlık haline dönüşmektedir. Artık fotoğraf çekmek için ellere gerek vardır o kadar.

2-Fred van Leeuwen-Fstoppers  Sitesi.jpg
Fred van Leeuwen [6]

Yetenekli bir makinenin kullanımı bir eğitim süreci gerektirdiği halde, fotoğraf makinesi kullanımı tek tuşa basmakla gerçekleşmektedir, doğaldır ki en çok tanıtılanın en iyi olduğu; küçük, kullanışlı, çok sayılı simgeleri olan makine de iyi olmak durumundadır ve tüketim esastır. Fotoğraf makinesi oldukça gelişmiş teknolojiyi anlatırken kullanıcılar için aynı şeyi söylemek mümkün olmaz, sonuçta fotoğraf çeken kişi gelişmiş makinenin işlevsiz kölesi durumuna dönüşür. Makine, kölesinden sürekli fotoğraf ister köle severek istekleri karşılar, bu hizmetin bedeli olarak da fotoğraf örgütlerinin katkısı ile onurlandırılır. Aslında onurlandırılan makinedir. Tanık olunan anı belgelemek isteyen fotoğrafçı elinde kalan o anla ilgili olup bunun dışında herhangi bir kaygısı yoktur. Yapılması gereken en önemli şey bu yapay tecimsel sığlık kokan evreni kırmak, fotoğrafçıya sorumluluk vermektir. Fotoğraflarla çevrili bir dünyada eğer idealin sorgulaması yapılmıyorsa araç haline dönüşmüş insanları temel değerlerle donatmak zorunluluğu vardır. Sıradanlık, gelişme istemlerini gereksiz hale getirip teknik olarak gelişen fotoğraf makinesinin büyüsü görülmesi gerekeni görülmez hale getirir. Görsel kirlilikle yaşar hale dönüşürüz. Bu durumun temel çözümlerinden biri fotoğraf makinesi ve yazılımında küresel hegemonyaların etkisini en aza indirecek şekilde kurumların etkinleştirilmesini sağlanmaktır. Değer odaklı çalışan fotoğraf düşüncesi bunu aşabilir.

Teknolojik gelişmeler yaşamın hemen tüm alanında zihinsel kavrayışı arka plana atacak şekilde sunulmakta, küresel düşünce yazılımları ve merkezi işletim sistemi aracılığı ile denetlenebilir algı ağı oluşturmaktadır. Bireyler kendilerine duyumsatılanları kendi algılarıymış gibi düşünmekte, birey olmanın sorumluluğunu duymamaktadır. İşletim sistemleri yapıları nedeni ile herkesin genel kullanımına sunulduğu için ayrıca yazılımın olanakları nedeni ile ortalama değerlerde kullanıcılarını buluşturmaktadır. Teknoloji gelişimi arttıkça aklın işlevi makinelere yüklenmektedir. Bu durum insanda bazı kavramların gerilemesine yol açmaktadır. Bu kavramların başında vicdan duygusunun kaybolması gelmektedir. Kendi doğasından uzaklaşan insan giderek daha teknik daha yalnız daha acımasız hale gelmektedir. Teknolojik gelişmelerin yarattığı bu yalnızlık yazılımın olanakları içinde üretilen insan ruhunu beslemeyen görüntülerde güzellik aramaktadır. Geçmişinden kopan insan doğa ile bağlarını keserek teknoloji eğilimli yeni bir kültür anlayışına yönelmektedir.   

Fotoğraf sanatı adına kendi halinde geleneğin ve geleceğin tohumlarını taşıyan guruplar, alçakgönüllü çalışmalarda hatırı sayılır sonuçlar elde etmekte, söylencelerin, yaşamın izinde değerleri bir üst düzeye çekmektedirler.    

Fotoğraf çekme eylemi çıkar gözetmeyen insanların ellerinde onurlu söylencesel konumunu her şeye karşın sürdürmektedir. Bu yürekli fotoğraf sanatçıları söylencelerden, yaşamın doğal akışından beslenen fotoğrafları ile ‘’en beğenilen’’ olmasa da yaşamın bize hissettireceği ağırlığı soyut platformda en güzel çekimleri ile ortaya koymaktadırlar (Nilüfer Zengin’in ana lemma, Nejla Can Güler’nın yaratılış, Ahmet Kutlay’ın Pegasus, Aysel Altun’un leda benzeşmeli fotoğrafları ulaşılan düzey açısından oldukça önemlidir).        

  
S. Fehmi Katırcıoğlu


S. Fehmi Katırcıoğlu


Nejla Can Güler


Nilüfer Zengin


Aysel Altun


Aysel Altun


Ahmet Kutlay 

Bu gerçekler ışığında fotoğraf nereye gitmektedir. Tekrarlanan görüntülerin ayrı görülen aynılığında yiten değerler fotoğraftan çok fotoğrafçıya sorumluluk yüklemektedir. Fotoğraf sanatçısı çekeceği görüntü ile kendi niyeti arasındaki felsefi dengeyi sağlamalıdır. Fotoğraf sanatçısı fotoğraf makinesinin efendisi olmak durumundadır, yazılımın ve makinenin kullanacağı olanaklar en temel ve gerçekçi insani değerler üzerinde odaklanmalıdır. Derinliği olan, sevgi ile dolu bilgi fotoğraf sanatçısının en önemli donanımıdır. Bu bilgi insani değerler üzerinde odaklanmalı yerleşik fotoğraf sanatını daha ileri götürmelidir. Fotoğrafın piyasa koşullarına ‘’şey’’ olarak sunulmasının önüne bu tür fotoğraf sanatçıları geçebilir.                                


Kaynakça;
[1] https://fstoppers.com/originals/future-photography-adapt-or-die-168467
[2] http://www.museoreinasofia.es/en/collection/artwork/spanish-wake
[3] https://design.tutsplus.com/tutorials/how-to-make-a-melting-camera-scene--psd-5642
[4] https://design.tutsplus.com/tutorials/create-a-devastating-tidal-wave-in-photoshop--psd-13646
[5] https://www.digitalartsonline.co.uk/tutorials/photoshop/fuse-photography-geometry
[6] https://fstoppers.com/education/get-creative-using-composites-183251
Fotoğraf ve Toplum - Gisele Freund
Bir Fotoğraf Felsefesine Doğru - Vilem Flusser

 




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa