Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Lütfi Özden

  

ÇAĞDAŞ ZAMANDA HAFIZA TORTULARI:

Her dönemde olduğu gibi bugün de sanatın meseleleri ve üretim biçimleri; bulunduğu çağın belirleyiciliği, teknolojisi ve eleştirisiyle yan yana gidiyor. Çağdaş sanatta görme kültürü de doğal akışında belirginleşmekte. Görüntünün ele geçirilmesi ile ilgili aşamalarda artık teknik yönden yüceltilmiş ara yüzlerin değeri tartışılır durumda. Teknik yetkinliğe bağlı işçilik önceliği çoktan zamanını doldurmuş durumda. Görüntü konu olduğu zaman elde edilecek olan görüntü mü yoksa çok yönlü bir dolaşımla, üzerinde duyusal çoklukla fikir birliğine varılmış, bazen sıradan bazen kasıtlı olarak elde edilen, emek ürünü; üretilmiş görüntü mü olduğu tartışılabilir olandır.

Teknik çoğalmanın fütüristik algısı geleceği her zaman iyi niyetle işaret etmeyebiliyor. İnsan çoktan savaşa ve ölüme dair olanda tıkandı. Deneyimlediğimiz şey aslında kapitalist sermayenin pazar alanını genişletecek nitelikteki biriktirilmiş hafıza katmanlarından olan KB, MB, GB, TB, PB’dan (1 petabayt=1.024 terabayt) başka bir şey değil. Estetize edilmiş ve arzu nesnesine dönüşmüş cihazlar fantazyasını bir yerde doldurdu. Bugün yeter ki ihtiyaca karşılık gelecek bir içeriği göstersin, herhangi bir kaydedici çözünürlüğü yüceltmeden de kayıt yapabilmekte ve geçerli olabilmektedir. Yeni görme yöntemlerimizi belirleyen, çevresel olanla bütünleşmiş haldeki ekolojik bir deneyim olarak* çoklu görme eylemidir. Nesneyi gösterecek olan paraflaş değildir artık, nesnede yaşanmış olan çoklu katmanlardan söz etmek gerekiyor.

Diğer yandan geçmiş zamanda gözün aradığı düzen ve umut da çoktan bozulmuş durumda. Yeni zamanda göz, yaşadığı travmayı düşünsel arka plandaki katmanlara borçludur ki bu durum iyi yönde bir sarsılmaya olanak sunar. Travma bireyi sarsarak kendi alanının dışına çeker. Bu nedenle bu dönemde görüntüyü ele geçiren bir teknolojiyi konuşmak yerine çok katmanlı bir kesitte problematiğe odaklanacak görüntü elde yöntemlerini tartışmak daha sağlıklı ve yerinde olabilmektedir. Bu noktada herhangi bir cihaz aracılığıyla elde edilecek görüntüde teknik iç donanımının tartışma alanı kaybolarak, içerikteki hikayenin bağlamı tartışma konusu olabilmektedir.

Görüntü biriktirmekle görüntü üretmek arasındaki farka bakıyor konun özü. Çağdaş sanatçı yakaladığı bağlama bağlı olarak herhangi bir kaydedici ile görüntüyü estetize etmeden sunabilmekte. Birinci planda öneme sahip olan, ne fotoğraf makinesinin soyluluğu ne sanatçının bireyselliğidir artık, birinci plandaki; ele alınan bağlam ve bu merkezden hareketle iş ve sanatçıya doğru bir akıştır.

Hafıza Olarak; GÖRÜNTÜ KAYDI:

İnsanın gördüklerini kaydetme yöntemleri; resmetme ya da yazı aracılığıyla yapılmaktaydı, fotoğraf makinesi icat edilmeden önce; görülen yorumlanmadan kaydediliyordu. Uzunca bir zaman ilk görülen yorumlanmadan, kendi gerçekliği ile tasvir edilip kayda geçirilmiştir. Görüntüyü görüntünün gerçekliğinden çıkarıp yorumlaması ve kendine maletmesi, değerlendirmesi epeyce zaman almıştır.

Bu yazının odak noktası; hafıza, kaydetme ve görüntüdekinin derdiyle, görüntüyü aktaranın derdi arasındaki geçirgenlikler ve ötekilikler üzerindeki gerilimlerdir. Bir yerde sonuç önermeyen bir yaklaşımla, tekniğin yerine, yola çıkılan problematik üzerinden hareketle ele alınabilecek sıradan, gerilimli ve travmatik görüntüdür metnin bağlamı.

Yeni olanın sürümünde yaşanan tıkanma çok yönlü olarak insanı sarstı. Sonuçta doğa ile mutabakatta gerilimli bir süreç yaşayan, A. Badiou’nun da belirttiği, insan hayvan, yeniyi sürekli var etmek ve kendini geliştirmek zorunda kaldı. Elini mağara duvarına yaslayarak ağzına aldığı toksik boyayı püskürten ilkimiz kuşkusuz ilk görüntü olarak kendinden, bedeninden bir kadrajı, yeni sanatın stencil baskısını, yapmamıştı. Bedenine dair görülür olanın en gerçek halini bize aktarmıştı. Sorun edindiği konu fotoğraf çekercesine bir kayıt ya da sanat yapmak değildi. Oysa tarihin ilk görsel dokümanlarından sayılabilecek bu görüntü, fotoğrafta kayda alınan, zamanın dondurulmuş görselliğinin hiç de uzağında durmaz. Eşzamanlı olarak etrafında gördüğü canlı gerçeği resmetmenin dışında görüntü olarak kayda aldı. Yaşadığı ortamda meselesi kendisi ve etrafındaki vahşi olanla ötekileşmemiş bir zeminde mücadeleydi. Bu nedenle kayda aldığı görüntüler bu çevrenin tanıklıkları ve yaşanmışlıklarıyla dolu yaşayan bir süreçti.


Görsel 1. El Castillo İspanya Mağara Duvar Resimleri

 


Görsel 2. Chauvet Mağarası Resimleri, ykl. 33 bin yıl öncesi

 

Yaşamla iç içe olan gerçekliğin bir yandan uzak geçmişine bakarken bir yanda da yakın geçmişte, saf gerçeklik adına görüntünün ele geçirilmesi yöntemleri ya da sonuçlarını ele almak mümkündür. M. Short “temel işlevi bir nesnenin, kişinin ya da mekanın görünüşünü olduğu gibi tasvir etmek ya da kaydetmek olan birtakım fotoğraf türleri vardır. Pasaport fotoğrafları, ürün fotoğrafları, tıbbi görüntüleme (röntgen filmleri veya emar taramaları) ve suç mahalli fotoğrafları bu türün en bariz örnekleridir.” der. Gözün gördüğü şey, konunun gereği olarak bakış açısını yönlendirebilmektedir.

Bank Robbery’nin 1920 tarihinde Sandy Springs Bankası Soygunu adlı suç fotoğrafı kaydı ya da olay yeri görüntüsünün olduğu gibi kaydedilmesi ile öznelleşmeyen, dış gerçekliğin olduğu gibi ele alınması, Chavuet mağarasında yer alan imzasız görselle bir yerde yan yana gelir. Sadece zaman geçmiştir; bugün için de 1920 geride kalmıştır, sabitlenen görüntü o anın kayıtlarıdır. Bu noktada fotoğraf, hafıza rolü üstlenir ki; iki örnek de bu bağlamda önemli iki görüntü sunar. Elle kaydedilen dış gerçeklikle görüntüyü hapseden makine kaydı arasındaki fark bir yerde teknik ekipman değişikliği ve zamansal görüntü olarak karşımıza çıkar. 


Görsel 3. Bank Robbery’nin, Sandy Springs Bankası Soygunu,1920

 

İnsanın çokça ihtiyacına bağlı olarak ürettiği, geliştirdiği teknoloji sınırsız bir gelişim gösterdi ve bağıl olarak insan, sıralamada doğadaki en güçlü canlı kademesine geldiğini düşünmektedir. Teknoloji kuşkusuz çokça farklı problematiği ve heyecanı getirdi. Ve vahşi olanın da içeriği değişti.

Yeri geldiğinde görüntünün eğretilemesi olarak sembolleri kullanan insandan günümüze yaygın gelişim sürecine bağlı olarak dijital aktarımlar ve kaydetme alanları oluştu. Bu arada düşünerek varlığını ortaya koyan Homo Sapiens, G. Sartori'nin tanımıyla Homo Videns’e dönüşmüştür; Gören İnsan. Sartori’nin tanımıyla televizyon, yeni insanın ele geçirilişidir. İlk tanımı Alman Mühendis Hugo Gernsback tarafından 1911’de yapılan "uzak görüş" anlamına da gelen teknoloji; görme stratejisini değiştiren bugüne oranla eski teknolojidir. Çünkü günümüzde, 21. yüzyılda ekran değişmiştir. Kaldı ki televizyonda gösterilen karşısında ele geçirilen, edilgenleşen insanın günümüzde yaşadığı tam olarak sanal gerçeklik dokunuşlarıyla varılan üst insan gerçekliğidir. Görüntünün göreni ele geçirdiği, izlencenin nesnesi; arzu nesnesidir ekran. Görüntünün arzu nesnesine dönüşmesi ise ilgili çağın muazzam sonucudur.  Ve bu çağın ele geçirme yöntemleri arasında en belirgin olanı ise şiddet görüntüleri ve sesleridir.

Karanlıkta bütün bedenimizle görürüz;

Yeni zamanda insan belki de yeni bir göz geliştirmek zorunda. Teknoloji yardımıyla geliştirdiğimiz gözümüz bir yerde gerileyen göz duyularımızın yerine koyduğumuz endüstriyel uzuvlardan ibaret. Haliyle gözün gördüğü de zihnin organlarını kullanma biçimine eşlik eden endüstrileşmiş yanı olmakta. Ve göz endüstriyel düşünüşün tanıklığını etmektedir. Buna bağlı olarak etraflıca, etrafındakilerle ve düşüncemizle görme stratejimiz esasen gün geçtikçe gerilemektedir. Buradaki baskın eleştiri gelişmenin yararına yönelik değildir. J. Crary dijital imge üretim teknolojilerinin, gözü ve görme edimini optik olarak alımlanan “gerçek” dış dünyadan kopardığını söyler. “Dijital imgelerin eğer birtakım dataları varsa, bunlar olsa olsa milyonlarca bit elektronik matematik datadır.”

Bugünkü kaygı; ele geçirilmenin farkındalık halidir.

İnsan, bedeniyle gören; gördüğünü işitebilen ve dokunarak gördüğünü doğrulayabilen bir strateji geliştirmek zorunda. Nitche'nin önerdiği haliyle Tanrıların öldüğü, insanın üstinsan olarak önerildiği durum yeniden tartışılabilir. Şu anda bilgiyle görmek ya da Pallasmaa' nın önerdiği gibi tüm bedeniyle gören insanın gerçekliği var. Belki de bugün çıkar yol bıkkın insandan gelecek bir öneridir.

Sadece gösterilenin heyecanıyla yetinmek bir çeşit sarsılmayı da zorunlu kılıyor. Katılımcı olarak var olduğumuz alan çoklu bir duyusal açıklığı zorunlu kılıyor. Gördüğümüz ama sesini duyamadığımız bir imaj döneminden geçiyoruz. Etik olarak sorumluluklarımız ve dengemiz sarsılmış durumda. Ve bunları görüyoruz. Bu noktada yüceltilmiş şeylerin değil bizi çevreleyen yeni gerçeklerin ele geçirilmesiyle ilgili bir tartışma başlatmak gerekiyor, mutlak bir sonuç önermek yerine geçişli ve eleştirel bir sonuçsuzlukla, doğa ve diğer şeylerle barışık olabilecek bir gündemde konuşabilmek gerekiyor.

Tanıklık Ettiklerim; HAFIZA TORTULARI

Üstte sıraladığım sebeplerle ilişkili olarak estetize olmamış bir bakışın ve görülenin sıradan olanla ilişkisi ve hafıza özelliği gösterecek kayıtları, “fotoğraf” vurgusunun dışındadır. Görüntü metinleri de diyebileceğim, yorumsuz kayıtlar görüntüyü ele geçirmekten çok, görüntüyü düşünme ve hafızaya alma sebeplerimle ilgilidir. Bir yerde içinde bulunduğum meseleye doğrudan değen bedenimle gördüklerim, bir taraftan da bir eğretileme olarak, estetiğin değil, üretilmiş görüntüde var olanın peşindeki pratikte yaşanmış olanın, emeğin görüntüleridir.

Görsellerin tamamı cep telefonu aracılığıyla elde ettiğim, sıralama konusunda özen göstermediğim yakın zamanlı çekimlerdir. Sıradan olanın içeriğinin soyutlanmayan bir tanıklıkla bütünleştiği görüntülerdir hafıza tortuları. Bu serinin çoğalan tanımlamaları arasında kent heykelleri gibi ardıl bir tanımla da geçerlidir.

Sonuçta çoklu bir deneyime bağlı yaşananların, tanıklıkların her türden kaydedici ile ele alınması olasıdır. Arzu nesnesine dönüşmüş bir teknik donanımdan sonra, arzu nesnesine dönüşmüş bir görme deneyimini geride bırakarak çevre ya da insan odaklı, politik bir bakışın kayıtlarını hafızaya almak, sürecin geldiği noktadır.

  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden
  • Lütfi Özden


 




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa