Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Rafet Arslan

    

SCREENSHOT FOTOĞRAFÇILIĞI ÜZERİNE FLUX

I

Fotoğraf keşfinden sonra kültür ve gündelik hayat içinde daha önce görülmedik farklılıklar yaratmıştır. Fotoğraf birey olma yolunda hafızanın ve onun doğurduğu öznel hatıranın rolünü zamanda bir kimlik kuracak şekilde somutlaştıran bir keşiftir. Hafızanın öznelliği bize zamanın ve gerçekliğinde öznelliğini de anımsatır. 

İnsan da tıpkı fotoğraf makinesinin merceği gibi dış gerçekliği bir bütün değil fragmanlar olarak algılar (gözlerin aldığı görüntü ve beyinde yanan sinyal). Ki sarhoşluk, açlık, madde kullanımı, trans hali, psikopatoloji ve otizm gibi farklı zihinsel durumların algı ya da gerçeklikte farklılık yarattığı bilgisini de buna eklersek; insanın gerçeklik ile tüm ilişkisinin öznel ve bir çeşit gerçeklik fragmanları üzerine kurulu olduğunu düşünebiliriz. Bu yorumun bizi götüreceği sonuç, fotoğrafın insanın kendi gerçekliği ile olan sorunlu ilişkisini en iyi yakalayan araç olduğudur. 

Bu açıdan sadece insanlar değil, Blade Runner filmindeki replicant’lar da insanlar gibi çocukluk fotoğraflarını biriktirip, saklayarak kendi özne konumlarını (yani kendilerini insan zannetmelerini) fotoğraf makinesinin merceğinden çıkmış bir delil ile onaylatmış olurlar.

Fotoğrafın peşi sıra gelen sinema sanatı görüntüyü sadece hareketlendirmek ile kalmamış, zaman ve mekân algımızda yaşanan kırılmaları imgeleştirme gücüne sahip montaj estetiğini de kurmuştur. Gerçeklik ile ilişkimizi hareketsiz ya da hareketli an’lar (fragmanlar) üzerinden yeniden kuran fotoğrafın ve sinemanın ortaya çıkışı kolaj sanatının doğuşunu da tetikler. Kolaj verili kültürel malzemeyi (basılı görsel, üç boyutlu malzeme, ses ya da hareketli görüntü) kendine mal edip, onu başkalaştırarak bozarak, parçalayarak, bağlamından kopararak ve yeniden kurgulayarak yeni bir imge kurma işidir. 

Fotoğrafta manipülasyon ve fotomontaj, sinemada montaj ile birlikte kolaj estetiği bu gün modernizm (ya da karşıtı postmodernizm) olarak ifade ettiğimiz şeyin bir nevi kültürel sembolünü oluşturur. Modernizmin yarattığı olasılıklar; sanattan modaya, müzikten reklamcılığa, edebiyattan tasarıma ve her şeyden önce düşünce biçimlerine yaklaşık yüz yıldır gündelik hayata yansımaktadır. 

Sanat dediğimiz şey çoktandır, teknik yöntemle kopyalanan, çoğaltılan, manipüle edilen, kesilen ve biçilen bir biçemdir. Biz; bu sanat mantığının hakim olduğu zamanlarda doğduk, çocuklarımız da.

II

Fotoğraf ilk ortaya çıktığında kendisinin sanat olup olmadığı tartışmasını başlatması yanında, aynı zamanda sanat reprodüksiyonu kavramına da kapı açmasıyla da kendisinden önceki sanat algısını kökten değiştirmiştir. Burjuva toplumsal dinamiklerin icat ya da imal ettiği estetik kanon ya da bir üretimin sanat eseri vasfı taşıması için aranan şartlardan ilk eleneni özgünlük olmuştur. Reprodüksiyon ve yeniden üretim olanaklarının sanatsal kullanımı demek, W. Benjamin’in deyişiyle sanat eserinin üstündeki halenin kaldırılması yani özgünlük iddiasının yok sayılması demektir. 

Walter Benjamin’in kâhince bir bakış açısıyla tam da savaş sonrası refah toplumunun ekonomi ve kültürüne damgasına vuracak olguyu çok erken bir tarihte tespit ettiği görülür. Benjamin'in 1935 tarihli "tekniğin olanaklarıyla yeniden üretilebildiği çağda sanat yapıtı" adlı metni, sinema, fotoğraf, kolaj gibi dönemin genç tekniklerinin verdiği yeni imkânlar ve hatırası taze olan Dada'nın keskin mirası üzerinden kopyalama ve çoğaltmaya yönelik teknolojinin aslında politik bir araç olmaya son derece müsait olduğunun altını çizer. 

Benjamin'in bu kehaneti farklı biçemlerde hayata geçer; ekonomi de montaj bandı seri üretimi, sanatta pop art ve politikada yeni sömürgecilikte ifadesini bulacak bir hatta. Bu dönem kopyalama/çoğaltma teknolojilerinin ilkbaharıdır ve ikinci dalga için fotokopi makinesi, tarayıcılar, el kameraları ve devre söküp-takmanın yaygınlaşacağı 70'li yılları bekleriz. 

Fotoğraf makinesi ile başlayan süreç görsel alanda serigrafi, fotokopi, faks, kamera, tarayıcı gibi teknikler üzerinden devam ederken, asıl fırtına müzik alanında yaşanır. 70’li yıllarla DJ kültürü ve makara teyplerle yapılan D.İ.Y. (do it yourself) tarzı kayıtlarda sample tekniklerinin kullanımına dair tartışmalar, dijital devrimle birlikte gerek bu tekniklerin “herkesçe yapılabilir” hale gelmesi gerekse de müziğin telifsiz indirilme hakkı tartışmalarının tozu dumanı arasında kalır. Bu noktada müzik piyasası içinde özgünlük ve telif hakları tartışmasının görsel sanatlardan çok öte bir varoluş kriziyle birlikte tartışıldığına şahit olduk ve olmaktayız. Müzik endüstrisinde; özgünlük ve çalıntı iddiaları son olarak Lana Del Rey ile Radiohead arasında, grubun kült kaydı Creep parçasını Ley’in araklayarak bir şarkı ürettiği şikâyetiyle mahkemeye gitmesiyle yeniden canlanmıştır.

Görsel sanatların; önce modernin kolaj teknikleri, sonra situasyonistlerin (fırsatçıların) “derivé/çalıntılama” yöntemleri ve ardından 80’li yıllarla temellük sanatının [appropriation art] sanat tarihine ait ne kadar imge ya da tema varsa onu yağmalayıp, kendine mal etme operasyonlarına sahne olmasıyla konuya çoktan hazırlıklıdır. 

Dijital devrimin olanaklarıyla sanatçı, artık elinde 100 yıllık ses verisi birikmiş, yeni parçaları hali hazırdaki bitimsiz ses kanallarını kolajlayıp, manipüle edip, mutasyona uğratarak üreten producer DJ ya da müzisyenler gibi çalışmaktadır (ilk akla gelen örnekler Jeff Koons, Damien Hirst, Sarah Lucas, Richard Prince). 

III

21. yüzyılda sanatsal üretim ve yeniden üretim tekniklerini tartışmak için, akıllı telefon teknolojisinin gelişmesi ve yaygınlaşması ile doğan “screenshot” fotoğrafçılığını ele almak, bizlere konunun geldiği noktayı bilişselleştirmek adına verimli bir saha açmaktadır. 

Screenshot teknolojisi bir nevi fotoğraf makinesi olmadan fotoğraf çekmek, Duchampçı anlamda ready-made (hazır yapım) taktiğine başvurmak, yani bir çeşit ihlal estetiğine soyunmak olarak okunabilir. Burada “fotoğraf makinesiz” fotoğraflamak derken kastım; ortada bir cihaz var ama o artık makinenin kült ve özerk değerinden imtina ettirilmiş bir makine. Avangart'ın ‘novum’ mevhumunun kapsadığı tahayyülsel alan anlamında bir "yeni"nin var olma koşulunun kalmadığı; salt teknik olarak sürekli yenilenmeler, sürümler ve güncellemeler çağına uygun bir teknoloji olarak. 

Artık ne karanlık odanın simyaya göz kırpan kimyasal reaksiyonlarındaki tekinsiz ve gotik aura'dan ne de polaroid makinenin matrak ve pop kimliğine rağmen taşıdığı hayaletimsi şıklıktan (boş kartuşu salladıkça gözünüzün önünde bir karenin yavaş yavaş belirme sürecinin kendisinden) bahsedebiliriz. 

Fotokopi ve tarayıcı kaynaklı yeniden çoğaltma araçları 70'lerden 90'lara D.İ.Y. tarzı montajın ruhunu taşır. Çünkü; bu medyumlarda kaynak hala yazılım değil matbuattır- kağıdı taramak, kağıdı kağıda kopyalamak. Ama ‘cam’ kamera başlayan süreçte an’daki akışı sabitleme, yüzer-gezer bir imgeyi, jpg olarak screenshot alıp durdurma/dondurma; kesme ve manipüle etme eylemi daha farklı bir mecrayı temsil etmektedir. 

“Screenshot ile fotoğraf çekmek” eylemi, sanatçının sosyal ağ ya da web akışındaki bir gönderinin bütünü veya bir parçasını kendi üretimine mal etme hevesi ile başlar. Bu süreç sanatçının seçtiği görsele yapacağı müdahale, yorum ya da onu kendi bağlamından koparıp bağlayacağı yeni anlam gibi teknik veya içeriksel seçimler ile ilerler. Bu yeni fotoğraf pratiği sayesinde sanatçının atölyesine uğramadan modeli olabilir ya da hiç haberiniz yokken bir işin parçası haline gelebilirsiniz. 

Kuşkusuz screenshot ile fotoğraf çekme pratiği modern sanat ile başlamış birçok tartışmayı alevlendirerek yeniden önümüze sürer: Bilginin serbest dolaşımı, sınırsız veri hürriyeti, telif hakları, kolajcının sahiplenme sınırları, sanatsal yaratıda özgünlük ve özgürlük parametreleri vb.

Benim gibi 70’li yılların başında doğan kuşakların zaman algısı için "www" hala genç sayılır. Şahsen 2004 yılında ofisimdeki PC'ye bir "cam" kamera bağladığımda, screenshot tekniğiyle ilk selfie'mi çekmiştim. Artık zaman çok hızlı akıyor; şimdinin teknolojisi sınırlı insan algısının ötesinde çılgınca bir süratle gelişmeye devam ediyor ve belirsiz gelecek alternatiflerine doğru evriliyor. Sonuçta teknolojik üretim ve tüketim yöntemlerinin kullanıcıları arasındayız ve gelecek ise hala tahrik etmeye devam edebilen bir muamma. Sanırım ne olduğunu ve olacağını sadece zaman gösterecek.

   

 



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa