Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Aykut Fırat



FOTOĞRAF ÇEKMEK Mİ, YAPMAK MI?

Karanlık, göz gözü görmüyor sanki ufukta bir deniz feneri kayaların üstünde sisin içinde.
Kondansatörden geçen ışık 50 mm Schneider Companon’dan hızını kaybetmeden F:11’e daralıp Kodak Bromesco kağıt üzerine düştü, uzak sis içinde gördüğümü sandığım kırmızı ışık karanlık odamdaki kontrol lambası idi. Karanlık odada uzun zaman geçirdiğimde yaşadığım farklı halüsinasyonlardan biri gibi. Çektiğim bir peyzaj filmi idi bastığım. Fakat alan derinliği yok. İkinci baskıda kağıdı sol tarafından marjöre sıkıştırıp diğer tarafını yaklaştırıp yukarı doğru bükerek objektife yaklaştırdım ve lambayı açtım. 121, 122, 123,... 150. Pozlama bitti ve banyoya attım.

3,5 dakika sonra developer ve hipo bisulfitten yıkamaya aldığım fotoğraf inanılmaz deformasyonlara sahip yüce kategorisinde bir peyzaja dönüşmüştü, asla gözün göremeyeceği.
Yıllar önce idi hiç düşünmemiştim, yaptım mı, çektim mi?

Resimsel paradigmanın “gerçekçilik” olgusu döneminde, 1840’larda pozitivistler ampirik doğrulanabilir olguları takip ediyordu. Bu dönemde fotoğraf nesneleri tüm gerçekliği ile betimleyecek bir araç olarak görülüyordu. Bir delik ve görüntünün o delikten karanlığa ters izdüşümü. Tam anlamıyla gerçeklik “Realizm”. Ya sonra! Bir mercek, bir mercek daha, olmadı birbirine yaklaşan uzaklaşan içbükey, dışbükey mercekler...
Yaptılar mı, çektiler mi?

1986’da Alan Sekula “pozitivizm için kamera, mekanik ve bilimsel açıdan objektif kanıt ve veriler sağlamaktadır.” der. Fotoğraf yalan söylemez görüşü, karar anı ile deklanşöre basmadan önceki kurgulanan drama eyleminin tüm düşüncelerinden soyutlanmış mekanik bir eylem midir?
Bu fotoğraflar yapılmış mı olur, çekilmiş mi?

Sanat tarihinin uçsuz bucaksız derinliği içinde fotoğraf bir sanat yapıtı mıdır?  sorusu ve serüveninde, fotoğrafın sanat olarak kabulü bize “fotoğraf” ve “sanat fotoğrafını” farklı yönlerden irdelemeye kapı aralamıştır.
Fikirsiz sanat olur mu?

Eğer çektiğim fotoğraf sanat eseri olarak kabul gördü ise fikrimin imge halinde somutlanması sonucu ortaya çıkan fotoğrafı ve onun sergilenmesi halinde yorumlanmasının değeri kavramsallık üzerinden olduğunda;
Yaptım mı, çektim mi?

Seçtiğimiz konu veya temaya ilişkin duygu ve seziler bileşeninden hareketle yaratılan öznel görüş sanat ürününde “fikir” olduğundan, döngüsel uylaşım;
Çekmek mi yapmak mı?

Diğer taraftan plastik sanatlarda postmodernizm ve çağdaş sanatlara öncü olan, toplumların dilini çözen Filippo Tomasso Marinetti’nin “Fütürist Manifestosu (1909)” sonraki dönemde pek çok kabına sığmayan yeni manifestonun yayımlanmasına öncü olmuş gelişen akımlarda enstelasyonların buluntu, hazır yapım nesneleri, fotoğraf, çeşitli ham madde ürünleriyle kompozit ve üç boyutlu olarak sunulan sanat yapıtlarının üretilmesiyle devam etmiştir. Daha çok kavramsal içerik, düşünceyi tinsel algısıyla nesnel olarak avangard biçimde sunmaktadır.

Alman Felsefeci Worringer’in estetik yöntemi tersten ele alması “soyutlamanın atılımı olarak dışsal dünya fenomenlerinin kışkırttığı insanda ortaya çıkan büyük içsel kavga” tinselci, teofizik ve antimateryalist varsayımlarla resimden fotoğrafa aktarılan soyut fotoğraf olgusu ve süreci;
Yapılmış mı olur çekilmiş mi?

Elbette benim bu sorular için bir cevabım var. 

Sizin?




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa