Editör

Aysel Altun
Ayşe Saray

Yayın Kurulu

Ahmet Kutlay
Dora Günel
Tacettin Teymur






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Atakan Baykoçak

 

“ FOTOĞRAFIN ZAMANI... ”

 


 zaman... “manzaranın kadını” mı?... yoksa “kadının manzarası” mı?…

 

Yeni bir şey değil anlatma çabası insanın; mağara duvarlarında gördük bu çabayı… Çizip, kazıyıp, boyayıp duygusunu göstermeye çalışan insan için teknolojinin getirdiği anlatma, gösterme biçimleri evrilerek devam ediyor…

Fotoğraf makinesi, bir kopyalama ve kaydetme aracı olarak, sanayi devrimi ile birlikte hayatımıza girdiğinde, yine kullanıcısı olan insanın duygularından beslenerek, bir ifade aracı oldu. Yaşadığımız görsel çağ da, şu an bu makinelere biçim vermeye, insanın anlatma serüvenine yön vermeye devam ediyor…

Çekmek mi, yapmak mı?...

Makinenin yaptığı işleme çekim diyebiliriz… Makine sahibinin işi bundan sonra başlıyor diye düşünüyorsak, şimdi bu çekimle “ne yapacak?” diye sorabiliriz; var olanı kopyalayıp göstermesini sevmediğimizden… Ya da; çekim işi zaten bir ön seçim gerektirdiğinden, bu da bir yapma edimi sayılır diyenlerdensek, o zaman çekimi yeterli bulabiliriz ve “çekmek mi, yapmak mı?” sorusu bize anlamsız gelir…

Her ikisini de savunacak insanlar var fotoğraf dünyasında; onlara şöyle şiirsel sorular sorabilirsiniz:

Ruhunun objektifi var mı senin?...
Doğayı manzaralaştıran bir insan mısın sadece? ve manzaran kalpsiz bir insana mı ait?...
Makineni doğrultup kaydettiğin şeyde bana görünmesini istediğin gerçek his ne?...
Hani seyrettiğin filmdeki o müthiş an var ya; kendi içinde, öyle bir an’ı yaratma içgüdün var mı?... 

Bunun gibi sorular sormanız, sizin, üretim biçiminden değil, sonuçtan beslenmek istediğinizi tanımlar. Hayallerimiz var evet ve onları beslemek de istiyoruz; böyle bir açlığımız hep var. Güzel şeyler görmek ve tatmak istiyoruz. Bir fotoğrafa da işte bu bencil yanımızla bakıyoruz. İstiyoruz ki, bize iyi gelsin!... Bu iyiliği bulduğumuzda ilgimiz devam edebiliyor ve ancak o zaman bize gösterilen, bize iyi gelen şeyin kaynağına meraklanabiliyoruz: “nerede çektin, neyle çektin, ne zaman çektin, neden çektin?...” vs, vs…

Bu soruların anlamlarını taşıyabilen ruhlara saygımız var; ancak neden sorduğunu bilmeyen, görüntü kopyalar gibi akıl ve zeka kopyalayan insanların da var olduğuna inandığımızdan, soruları değil, soranların zihnini sorgulamayı tercih ediyoruz. Bu, insanı anlama çabası, bu çaba da zaman gerektiriyor. İşte yine, zaman!... Zaman ayırmadığımız hiçbir şey değer ve anlam kazanamıyor!...

Zaman insanın yaşamına değer biçen bir kavram; her şey bunun içinde var oluyor, yaşıyor ve bitiyor. Bu psikolojik algı altında, insanın, tüketim zamanı fazla olan görüntülerden daha çok haz aldığını söyleyebiliriz. 

İcat edildiği günkü gibi karşımızda duran fotoğraf, algıları değişen insan zihninde, zaman kavramından aldığı destekle yer bulmaya devam ediyor; yeni anlamlar ediniyor. Görüntü üreticisinin elde ettiği ve gösterdiği şeyin değerini ise bu üretim biçiminden çok, bırakabildiği iz belirliyor… 

*

Adsız.jpg
zaman…  ne görüyor… neye bakıyor?..   

 

Hikayelerimiz bir an’dan fazlasını içerir genelde… Sinemanın gücü, bu nefes alan anları ard arda bize sunabilmesinden olmalı… Saniyede kaç kare hikayemiz olduğuna karar verdiğimizde, fotoğrafı çekmek ya da yapmak arasında da bir seçim yapmış oluyoruz…

Çağımız, “bilinçsizce geçip gitme” zamanları içeriyor; üç saniye bakılabilen bir fotoğrafınız varsa kendinizi şanslı sayabilirsiniz!... Teknoloji ve ruhun sınırları gelişiyor/değişiyor ama bir şey anlatamadıktan sonra da nasıl yapıldığının pek anlamı yok gibi…

Zihnimizde cümleler kurmak istedikçe, bir görüntüye bakma süremizin de uzamasını arzu ederiz. İzleyici olarak doymak istemediğimiz zamanlar çoğalsın isteriz… Nefes alan bir canlıyız; sürekli tüketiyoruz; tüm üretimlerimiz tüketmek için!... Bir an’a sığdırmak zor bu bencil yanımızı; zaman uzadıkça, haz artıyor bellekte…

Sanat kuramı, kendine her zaman tartışacak konular arar ve bulur. Fotoğraf için de sayısız konusu vardır; güncel sanat, müdahale, etik, vs. Bunu sevenler için ortam geniş... Nefes almaktan vazgeçemiyorken, bir fotoğrafa bir nefes zaman harcayamamak üzerine yapacağınız eleştirileri kabullenemeyecek bünyeler ise, sanırım şimdi dost masalarında oturamıyor; yatak odalarının klişe beyaz tavanındaki ışık oyunlarına dalıp gidebiliyor ancak, uyumadan az önce…

*

Fotoğrafın üretme biçimleri şekil değiştirerek devam edecek gibi… Ömrümüz uzadıkça, tarihle bağını takip ettikçe, tekrarlara düştüğünü, sıkıcı olmaya başladığını düşünenler de var olacak; ancak, insanın kullanma biçimlerinin evreleri içinde yaşamaya devam edecek… Görüntüler hızla akarken, yine an’lık duyguları dondurma eğilimi göstereceğiz sanırım; videodan fotoğraf üretme eylemi hızla yaygınlaşacak örneğin…

Eskiden kağıda basıp elimize almadan fotoğraf saymadığımız şeyin, bugün sanal dünyada var olması yetiyor; bir ekrandan bakınca da fotoğraf olmaya/kalmaya devam ediyor. Belki gelecekte, zihnimizde canlandırmamız, hafızamızda canlanan görüntünün kaydedilip izlenebilirliği de bir “fotoğraf” olarak adlandırılacak. Bu bakış açısıyla, insanın yaşadığı ve/veya düşlediği her an bir görüntü olarak ve bir fotoğraf olarak kaydedilebilecek diyelim. Bu durumda, fotoğrafın nereye kadar olduğunu anlamlandırabiliriz. Bundan sonraki cümlelerimiz ise, kendi ruhumuzu açığa verecek öznel düşünceler olacak ve tartışmak istediğimiz alt başlıkları yansıtacaktır. Edebi, sanatsal yaklaşımlarımızı içeren, içgüdüsel savunma mekanizmamızı çalıştırarak, düşüncemizi onayan cevaplar almak için tartışabiliriz sadece!...

Sonuç?... Başladığı gün neredeyse orada duruyor aslında fotoğraf!... Çünkü insan aynı insan!… En başından beri, var olanı kopyalayan; kurgulanan, kolajlanan, sanata dahil edilen bir anlatma aracı olarak yaşıyor ve böyle de kalacak…

Fotoğraf Nereye Kadar?   -  “İnsanın anlam arayışı” sürdükçe…




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa